Yılda 3 bin çocuk kansere yakalanıyor

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, yılda aşağı yukarı 3 bin çocuğun kansere yakalandığını ve bunların yüzde 70′e yakınının hayatlarına şifa ile devam ettiklerini belirtirken güçsüz kaldıkları bir konuyu dile getirdi.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, yılda aşağı yukarı 3 bin çocuğun kansere yakalandığını ve bunların yüzde 70′e yakınının hayatlarına şifa ile devam ettiklerini belirterek, “Fakat hem tedaviler sırasında hem de tedaviler sonrasında, gerek kanserli bir çocuğa, gerekse onun ailesine sosyal destek noktasında henüz istediğimiz yerde olduğumuzu söyleyemeyiz” dedi.

Genç Bilkentliler Derneği’nin, Kanserli Çocuklara Yardım Derneği (KANÇODER) faydasına düzenlenen, “Ayçiçeği’nin Uyanışı” yardım gecesi Rixos Grand Otel’de yapıldı.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Tanrıverdi, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan ve çok adetda davetlinin katısalldığı gecede, geliri KANÇODER’e bırakılmak üzere müzayede de düzenlendi.

Bakan Akdağ, burada yaptığı konuşmada, kendisinin kanserli çocuklarla yaklaşık 14 yıl ilgilendiğini söyledi. 2002 yılında, parlamentoya girmeden önce Erzurum Atatürk Üniversitesinde “Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı”nda görev yaptığını ve o bölgedeki kanserli çocukların tedavisiyle ilgilenen tek kişi olduğunu ifade yapan Bakan Akdağ, şöyle devam etti:

“Sosyal güvenlik problemiyle uğraşmak da o dönemde doktorun başına kalırdı ve bu konuda gerçekten çok sıkıntı çekerdik. Yeşil kartlıyı tedavi etmeye çalışırdık ve başımıza şöyle işler de gelirdi: Bir çocuğun kanser tedavisi sırasında 2. sene kisve değişirdi. Biz anlardık ki, o ilk sene amcasının oğlunun yeşil kartıyla bize gelmiş. Ne yapacaksınız? İhbar mı edeceksiniz? İhbar da edemezsiniz çünkü çocuğun tedavisini yapamazsınız. Görmezden geldiğimiz çok olmuştur öyle şeyleri. Allah’a hamdolsun ki, Ak Parti hükümetleri son sekiz sene içerisinde büyük bir sağlık dönüşümünü gerçekleştirerek, bütün bunları geride bıraktı.

Bugün çocuklarımız, doğdukları andan itibaren hiçbir sigorta aramaksızın her türlü tedaviyi alma hakkına sahipler. Erişkinler de aslında kanser ve benzeri sağlık sorunları söz konusu olduğunda, hiçbir katkı payı ödemeden gerek hastanelerdeki, gerekse ayaktaki tedavilerini alıyorlar. Hatta bir kanserli vatandaşımız, bugün özel bir hastanede kanser tedavisi de görse, Sosyal Güvenlik Kurumu onun bütün harcamalarını karşılıyor ve özel hastanenin ilave bir ücret almaya hakkı yok. Şükürler olsun Türkiye’de böyle sosyal adaletçi, insanı önemseyen bir sistemi kurabildik.”

Recep Akdağ, yılda aşağı yukarı 3 bin çocuğun kansere yakalandığını vurgulayarak, “Bu çocuklarımızın yüzde 70′e yakını şifa ile hayatlarına devam edebiliyorlar. Çocukluk çağı kanserlerinin, böyle bir özelliği vardır. Büyük çoğunluğu iyileşir ama çok uzun süre emek vermek gerekir. Fakat hem tedaviler sırasında hem de tedaviler sonrasında gerek kanserli bir çocuğa gerekse onun ailesine sosyal destek noktasında henüz istediğimiz yerde olduğumuzu söyleyemeyiz. Kuşkusuz bu ailelere sosyal yardımlar da yapılıyor ama işte KANÇODER gibi dernekler ve bu dernekler yardım yapan hayırseverler artık bu boşluğu doldurmuş olacaklar” diye konuştu.

Bugün Türkiye’nin her yerinde çocukların belli merkezlerde kanser tedavisi alabildiğinin altını çizen Akdağ, “Çocukluk çağı kemik iliği nakli ile ilgili eksikliklerimiz vardı. Bu eksiği önemli miktarde giderdik. Hala eksiğimiz var. Önümüzdeki bir sene içerisinde kalan bu kısmın eksiğini de inşallah tamamen ortadan kaldıracağız” dedi.

Genç Bilkentliler Derneği Başkanı Ömer Faruk Tanrıverdi de derneklerinin 2007 yılında Bilkent Üniversitesi’nde öğrenim gören 12 öğrenci tarafından, okuldaki sosyal iletişim ağını genişletmek ve toplumsal duyarlılığı artırmak amacıyla kurulduğunu ifade ederek, ilkelerinin, okul içindeki duyarlılığı her kademede artırarak, insanlarda farkındalık yaratmak olduğunu söyledi. Derneklerinin kurulduğundan bu yana birçok sosyal duyarlılık projesine imza attığını ifade yapan Tanrıverdi, “Yaptığımız tüm projeler genç arkadaşlarımızın hayalleriyle başladı. Unutmamalıyız ki, tarihteki tüm önemli insanların tek ortak noktası yapmakta olduklarına inanmış olduklarıdır. Bizler de yapacaklarımıza inandık ve başarılarımızı buna borçluyuz” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de yalnızca lösemi hastası çocukların olmadığını hatırlatan Ömer Faruk Tanrıverdi, “KANÇODER tüm kanser hastası çocuklarımıza yönelik çalışmalar yürütmektedir. Unutulmamalıdır ki, bir kanser hastası çocuğumuzun tedavi sürecindeki tüm masraflarını karşılaması açısından yaklaşık 300 bin TL gerekmektedir” dedi.

Çocuklarda kanserin nedeni

Prof. Dr. İnci İlhan da 7 milyarlık dünya nüfusunun yüzde 27′sini çocuk nüfusunun oluşturduğunu ve bu çocukların kanser görülme oranlarının tüm kanserlerin yüzde 2′sini teşkil ettiğini ifade etti. Çocukların erişkinlerin küçülmüş modeli olmadığına işaret yapan Prof. Dr. İlhan, çocuk kanserlerinin de erişkin kanserlerinden çok farklı olduğunun altını çizdi. Erişkinlerde ilk sırada görülen akciğer, prostat veya meme kanserinin çocuklarda görülmediğini dile getiren İlhan, çocuklarda görülen birçok kanserin de erişkinlerde görülmediğini vurguladı.

Çocuklardaki kanserin nedeninin de erişkinlerdeki gibi çevre faktörlerinin genetiği etkilemesi olduğunu söyleyen Prof. Dr. İnci İlhan konuyla ilgili şunları söyledi:

“Bu faktörler fiziksel kanserojenler, kimyasal kanserojenler, antivirüsler, işlenmiş gıdalardır. Çocukluk kanserleri tedavisinde ailelerin yeri de çok önemlidir. Çünkü çocuklar, lakin aileleri onları getirirse bizlere ulaşabiliyorlar. Onları ilk gören doktorlar da çok önemli. Birinci derece doktorlarının aklına bu bir kanser olabilir şeklinde bir soru takılırsa tanı koyma ihtimali var. Bu tanıyı koymakta zorluk çekiyoruz. Bugün çocukluk çağı kanserlerinde, gelişmiş ülkelerde yaşam oranı yüzde 75 iken bu rakam bizde yüzde 63. Bunun nedeni bize hastaların biraz geç getirilmesi.”

KANÇODER Başkanı Ulya Ertem, 1995 yılında kurdukları bu dernekte çocuklara en bilimsel sağlık hizmetlerini vermek, onların hijyenik ortamlarda tedavi görmelerini ve umutlarını yeşertmeyi sağlamak amacını taşıdıklarını anlattı. Kanser hastasının tedavisinin, hem beyinsel hem de ruhsal olarak çok zor olduğunu, bu çocuklardan birini kaybettikleri zaman aileden birini kaybetmiş gibi matemini tuttuklarını dile getiren Ertem, eskiye göre şimdi şartların çok daha iyi olduğunu anlattı.

Eskiden hasta ailelerinin hastalık dışında ilaç bulma, kan bulma, kuyrukta bekleme, parasızlık gibi birçok sorunla da uğraşmak zorunda kaldığını aktaran Ulya Ertem, “Biz o dönemlerde özverili meslektaşlarımız ve elimizden tutan büyükler sayesinde bu hastalarımızla çok büyük savaşlar verdik. Ama artık işimiz zor değil. Artık hiçbir hasta kan bulmak zorunda değil, hiçbir hastanın sosyal güvence sorunu yok” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından geceye katkılarından dolayı bazı kişilere plaket takdim edildi.

Yusuf Ziya Özcan, Polat Alemdar’ın Memati’ye hediye ettiği saati aldı

KANÇODER faydasına yapılan müzayedede el yazması hac menasiki, Emre Ertürk tasarımı çanta, el işlemesi vazo, Hilye-i Şerif, Orhan Gencebay’ın taş plağı, el dokuma halı, fildişi ve kehribar tespihler, futbolcuların imzaladığı milli takım forması gibi birçok ürün satışa sunuldu.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Kurtlar Vadisi dizisinde Polat Alemdar karakterinin Memati’ye hediye ettiği saati bin TL’ye satın aldı. Sunucu Erkan Tan’ın “Kurtlar Vadisi dizisini çok mu seviyorsunuz?” sorusunu Özcan, “Saatleri çok seviyorum” şeklinde yanıtladı.

]]>