Tomografide büyük tehlike

Tomografinin kısa sürede alınan yüksek ölçüde radyasyon nedeniyle kanser olma riskini artırdığı uyarısında olan uzmanlar, bunun her tomografi çektirenin kanser olacağı anlamına gelmediğini de söylüyor.

Türkiye Nükleer Tıp Derneği Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Uğur, Isparta Davras Sirene Otel’de düzenlenen “Nükleer Tıp” toplantısında nükleer tıpta kullanılan cihazlar ile ilgili bilgiler verdi.

Nükleer tıpta, hastalığın tanısının konulduğunu ve tedavisinin de yapılabildiğini belirten Uğur, son teknoloji ürünü olan hibrit görüntüleme cihazlarıyla kanser, beyin hastalıkları, alzheimer, bunama ve kalp hastalıklarına erken tanı koyduklarını, tiroid kanseri, tiroid hastalıkları, karaciğer tümörleri, lenf bezi kanseri gibi hastalıkların tedavisini yapabildiklerini söyledi.

Hastalıkların tanı ve tedavi uygulamalarında hastalara belli miktarlerde radyasyon uygulandığını ifade yapan Uğur, tomografi çekimlerinin yanı sıra insanların her alanda radyasyona maruz kaldığını belirtti. Bir cep telefonu kullanımında bile insanların radyasyona maruz bırakıldığını dile getiren Uğur, tomografiye karşı olmadıklarını lakin, gereksiz yere tomografi çekimine karşı olduklarını belirtti. Tomografi çekimlerinde radyasyona maruz kalan hastada kanser olma riskinin bulunduğunu aktaran Uğur, sözlerine şöyle devam etti:

“Bir tomografi çekimi sırasında, 15 saniye içerisinde 12 milisievert (mSv) radyasyon alırsınız. Yaklaşık 3-4 yılda alacağınız doğkırmızı radyasyonu 15 saniye içerisinde alırsınız. Bunda kanser olma riski vardır. Sizin kromozomlarınıza kötü etki verme riski vardır. Ancak her tomografi çektiren insan kanser olacak demek değildir. Sadece riski arttırıyorsunuz. Mesela bir sigara içen insan akciğer kanseri olacak değil. Ama bir risk getirir. Ama lakin günde iki paketten 30 yıl sigara içerseniz akciğer kanseri olma ihtimali çok yükselir.”

Tanı ve tedavi amaçlı olarak kullanılan radyasyonun çok masum olmadığını, potansiyel kanser riskini taşıdığını bildiklerini ve bu sebeple gereksiz yere görüntüleme yaptırmanın yanlış olduğunu savunan Uğur, sigara içen bir insanın her yıl akciğer kanseri olup olmadığını öğrenmek açısından tomografi çektirmesinin gereksiz bir uygulama olduğunu, bunun yerine sigarayı bırakması gerektiğini belirtti.

Görüntüleme yöntemlerinde çocuklara ise daha dikkatli davrandıklarını söyleyen Uğur, onlara daha az radyasyon uygulandığını söyledi.

“Bir kanseri tedavi ederken bir başkasına sebebiyet olma ihtimaliniz var”

Türkiye Nükleer Tıp Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Seyfettin Ilgan da bir kanser vakasında tanıyı koyabilmek açısından hastaya radyasyon verildiğini lakin, verilen bu radyasyonun farklı bir kanser yapma olasılığının da bulunduğunu aktardı. Bunun bir nevi kar ve kötü etki dengesi olduğunu ifade yapan Ilgan, hastalığı tanıyamama riskinin daha büyük olduğunu belirtti. Hastalık tanısı konulduğunda tedavi yönteminin belirlendiğini aktaran Ilgan, radyasyonun zaten yaşamın her alanında insanları tehdit ettiğini kaydetti.

Önemli olan unsurun, radyasyona gerekli durumlarda maruz kalınması olduğunu ifade yapan Ilgan, gereksiz uygulamalardan kaçınılmasının şart olduğunu belirtti. Radyasyonu, kanseri tedavi etmek açısından kullandıklarını hatırlatan Ilgan, sözlerine şöyle devam etti:

“Bir kanseri tedavi ederken bir başkasına sebebiyet olma ihtimali var, fakat burada yakın tehdit daha önemli. Bir kanseri tedavi etmezseniz ortalama yaşam süresi 2-3 yıl iken o kanseri tedavi ederek 10-15 yıla çıkarabilmek mümkün. Yeterince yüksek dozda radyasyon maddelerine maruz kalınırsa, aldığınız radyasyon başka bir kanseri tetikleyebilir. Uzun vadede özellikle kemik iliği tümörleri gelişebilir. Yalnız bunlar, çok yüksek dozdaki uygulamalarda karşılaştığımız durumlar ve bu hastalığı tedavi etmemenin riski daha büyük olduğu açısından bu riski göze alıyoruz. Bunların hepsi bir kar kötü etki hesabı.”

“Tiroid kanserinde büyük bir artış var”

Prof. Dr. Ilgan, Sağlık Bakanlığı Kanser Savaş Dairesi’nin ülke çapında kanser istatistiklerini tuttuğunu belirterek, “Tiroid kanserinde büyük bir artış var” dedi. Tiroid kanserinin şu anda kadınlarda üçüncü sıraya yükseldiğini ifade yapan Ilgan, bunun nedeni konusunda da Bakanlığın bir araştırma yaptığını belirtti. Çernobil etkileri ve tuzların iyotlanması olmak üzere iki sebebiyet üzerinde durulduğunu söyleyen Ilgan, araştırmaların henüz netlik kazanmadığını bildirdi.

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Yıldız da Davraz’da yapılan toplantıya kanser görüntülemesi, beyin ve kalp hastalıkları görüntülemesiyle uğraşan yaklaşık 90 uzmanın katısalldığını belirtti.

]]>