Lazer tedavisinde kullanılan malzeme de önemli

Yaklaşık 60 bin lazer operasyonu yapan göz doktoru Sinan Göker, operasyonda hekimin yüzde 70, teknolojinin ise yüzde 30 rol oynadığı görüşünde. Ancak hekimin tecrübesi kadar, cihaz ve malzemenin kalitesi de önemli. Gözdeki kırma kusurlarını (miyop, hipermetrop ve astigmat) ortadan kaldırarak net görmeyi sağlayan lazer operasyonlarıyla ilgili ‘damping’ tartışmaları ‘benim hastanem senin hastaneni döver’ düzeysizliğine kadar ilerledi. Excimer Lazer cihazıyla gerçekleştirilen ‘lasik’ operasyonunu Türkiye’ye getiren göz hekimi Sinan Göker’e göre tartışmalar ne tıp ne de işletme etiğiyle bağdaşıyor.

Lasikte dünyanın adetlı hekimleri arasında yer alan Göker, gözde lazer operasyonlarındaki damping içerikli pazarlama teknikleri yüzünden ‘göz hekimiyim’ demeye utanır hale geldiğini söylüyor. 15 yılda yaklaşık 60 bin lazer operasyonuna imza atan Göker’le lasik tekniğinin risklerini, olayın mali boyutunu, hekimin söz konusu operasyondaki ağırlığını ve son tartışmaları konuştuk.

Gözde lazer operasyonları uygulanmaya başlandığı yıllardan bu yana taşıdığı riskler açısından tartışılıyor. Deneyimlerle hangi noktaya gelindi? Öngörülen bütün risk faktörleri aşıldı mı?

Türkiye’de lazer operasyonlarında gözü kaybetme riski hemen hemen hiç yok. Tecrübeli bir doktor, iyi ekipman, ekip ve cihazlarla çalışıyorsa kişinin gözünde ilerde hayatını etkileyebilecek ciddi bir hasar kalma riski de yok. Çok ufak tefek şeyler olabilir. Ama bunun tersi de geçerli. Ucuz malzemeyle, deneyimsiz ve eğitimsiz doktor ya da özen göstermeden yapılan bir tedavi sonucu kişinin gözünde ciddi bir hasar kalabilmesi söz konusudur. Yani ameliyat öncesinde gözlük ya da lensle yüzde yüz derecesinde gören bir kişinin, komplikasyonlar sonucunda görme keskinliği, gözlük ve lens kullanmasına rağmen yüzde 60, yüzde 50′ye düşebiliyor. Yüzde 70′in üzerine çıkamıyor. Bu kalıcı bir hasardır. En çok korkulan şey budur zaten. Ama maalesef böyle bir komplikasyon riski var. Bu yüzden herkes deneyimli doktorlara gitmek istiyor.

Kalıcı hasara yol açan komplikasyonların (istenmeyen durum) sebeplerini biraz daha açar mısınız? Kimlerin ihmali var bu konuda?

Başta, ucuz malzeme, ucuz lazer. 250 bin dolara da lazer var, 750 bin dolara da… Benim kullandığım lazerin fiyatıyla üç tane lazer alırsın. O da lazer, o da lazer. Hastanın bunu bilme imkânı hemen hemen hiç yok. Çünkü ‘Lazeriniz en son teknoloji mi?’ diye sorulduğunda, herkes tabii ki ‘en son teknoloji’ diyor. Türkiye’ye 14-15 yıl önce getirdiğim ilk lazeri de kullandıktan sonra birilerine sattım. Eski lazerler de dolaşıyor ortalarda. Onları kullananlar da en taze teknoloji diyorlar. Kimse eski teknoloji demez. Hastaların bunu anlama bilme, imkânı biraz zor maalesef.

Doktordan önce teknolojik alt yapı boyutunu biraz daha açabilir miyiz? Mesela bazı hastane sahipleri bıçaktan söz ediyor. Bıçakları birden fazla kullanılıp kullanılmadığını anlamaları açısından hastaların ellerine verdiklerini söylüyor.

Bıçak bir kere de kullanılabilir, beş kere de. Kullandıkça maliyeti düşer. Ama riskleri artıyor. Normalde birden fazla kullanılmaması gerekiyor. Kesicilikle alakalı bir olay.

Dünyadaki standart bir kullanım mı?

Tabii ki. Hatta biz bıçak olayını ortadan kaldırmak açısından lazerle yapıyoruz. Yeni bir teknoloji çıktı. Bıçak faktörü de ortadan kalkıyor. Ancak bunların hepsi maliyet. 500 bin dolarlık lazer kullanıyorsunuz. Ekstra parçaları var. Bunların 200 avroya olması mümkün durumda değil.

Bıçağı eline vermek deniyor. Bana bıçak verildiğinde taze mi eski mi nasıl anlayabilirim?

Hiçbir biçimde anlayamazsınız.

Şu kadar milyon dolarlık yatırım yaptım deniliyor. Neleri kapsıyor bu yatırımlar?

Bir lazer merkezi açmak açısından 1 milyon dolar gerekli. Hastane açarsanız o başka. Göz hastanesi de öyle 100 milyon dolar değildir. Bu rakamların hepsi bir defa abartılı. Reklâm amaçlı. Bunları 5 ile çarparlar. 10 milyon dolar yatırmışsa bunu 5 ile çarpar, 10 ile çarpar. 150 milyon dolar der. Bunu şuradan biliyoruz. Yurtdışından hasta getiriyoruz deniliyor. Getirilen hasta adetsını biz de biliyoruz. Çünkü aynı şirketler getiriyor hastaları. Şirket 1000 hasta getiriyorsa bu oluyor 100 bin. Türkiye burası; bunu denetleyecek bir kurum kuruluş yok.

Kaliteli bir bıçak kaç para?

İyi bir bıçak aşağı yukarı 75 dolar.

Mecburi operasyon giderlerini alt alta toplarsak hangi rakam karşımıza çıkmakta?

75 dolar bıçak dedik. Kişi başına 100 dolar malzeme bedeli vardır. 100 dolar da bakım, kafa ve gaz. Lazerin kafası var. Yaklaşık 50 bin dolar. 1000 hastada değişiyor. 200, 250 avro tamamen malzemeye gider. İşletme maliyeti yok bunun içinde. Bir yerde zararına oluyor. Dolayısıyla damping yapılıyor. Otobüs şirketlerindeki gibi yani.

Almanya’da 4 bin avro, ABD’de 4-6 bin dolar. Neden oralarda bu kadar pahalı, arz talep meselesi mi, insanlar rağbet etmiyorlar mı?

Rağbet ediyorlar ama Türkiye kadar değil. İkincisi doktorun aldığı emek parası oralarda çok yüksek. Hastane ve doktor razı olmuyor düşük ücrete.

Rağbet oranına dair elinizde bilgi var mı acaba? Gözlük kullanmayı mı tercih ediyorlar, yoksa şundan kurtulayım mı diyorlar?

Böyle bir istatistik yok ama ABD’de bu tedavi çok popüler. Çok iyi tanıtımını yapıyorlar, anlatıyorlar. Yalnız Avrupa’da çok yaygın değil. Orada da yapılıyor lakin Türkiye’deki kadar yaygın değil. Çünkü doktorlar bu işe çok sıcak bakmıyorlar. Öyle bir anlatıyorlar ki hastalar korkup kaçıyor. Bir de 4 bin avro zaten pahalı. Ortalama bir Avrupalı 2 bin avro maaş alıyor. İki maaşına denk geliyor.

Gözlükle hayatını devam ettirmeyi mi yeğliyor Avrupalı?

Tabii. Bunun yanı sıra 4 bin avroya birkaç sene tatil yapılabilir diye düşünüyor. Türkiye’de 200 ya da 400 avro; en düşük maaşlı bir insan bile düşünebiliyor.

Sizin merkezde ameliyat kaç paraya yapılıyor?

Benim ameliyat ücretim bin avro. İlk ben yaptığım, tecrübem ve dünyanın her yerinden hastam olduğu açısından böyle. Vaktim daha kısıtlı. İlk başladığımda 2 bin avroya yapıyordum. Ekip arkadaşlarım da 450 avroya yapıyor. Düşe düşe bu noktaya geldik. Aşağısı mümkün durumda değil.

Almanya’da olsanız?

6 bin avroya yaparım. Avrupa’da en fazla lazer yapan doktor unvanına sahibim. 60 bine yaklaşıyor.

Dünya ölçeğine baktığımızda…

Dünyada istatistikleri bilmiyorum ama belki Çin’de o rakamlara ulaşmış bir iki arkadaş olabilir. Latin Amerika’da da 50 binin üzerinde doktor tanımıyorum.

Lazer operasyonunda sürekli teknolojiden dem vuruluyor. Hekim bu işin neresinde?

Doktor faktörü tabii ki var. Doktor gelip yalnızca makineye, bilgisayara girip, pedala basıp olmuyor bu iş. Olsaydı bunu hemşire de yapabilirdi. Bir kere işin cerrahi kısmı var. Korneada kesikler yapılıyor. İşin arkasında yüzde 50 görme kaybına kadar gidebilecek riskler var. Bunların hepsi doktor faktörü. Makine faktörü de var ama. Makine aptal bir alet. Makinenin kendi zekâsı yok ki. 5 numara girerseniz 5 numaralık tedavi yapıyor. 2 numaralık bir hastaya 5 numara girerseniz yanlış tedavi ediyor. Doktor faktörü çok önemli. Sonuçta cerrahî bir işlem. Her doktorun belli komplikasyon oranları vardır. Yüzde 20′den tutun da binde 1′e kadar değişen oranlarda.

Sanki bütün iş makinede gibi lanse ediliyor?

Kesinlikle değil. Olayın bence yüzde 70′i hekimdir, yüzde 30′u makinedir. İş tamamen makinede diyen doktor değil, kurum. Yani patron. Doktor bile değil. Orayı bir işletme olarak görüyor. Aletini satacak. Bunun kurslarını veriyorum. Uluslararası geçerli sertifikalar veriyorum. Tecrübenin ne derece önemli olduğunu en iyi bilenlerden biriyim. Birikimimizi bu doktorlara aktarıyoruz. 15 senedir yapıyorum bu işi. Her sene daha fazla bir şeyler öğrendiğimi hissediyorum.

Sizce bu teknoloji nereye kadar gidecek, hedef ne?

Bu hayal kuvvetinizle sınırlı. İlerde çok şey gerçekleşebilir. Ama yakın gelecekte çözülmeye çalışılan şeyler körlükle ilgili. Retina ile ilgili çözemediğimiz bazı problemler var, bunlara çözüm getirmeye çalışılıyor. Kök hücreydi, retinaya çip takmaydı vs. Kendi uzmanlık alanımda ise yüksek numaralı miyoplarda daha risksiz ve başarı oranını artıracak taze teknikleri araştırıyoruz. Lazerle yaşa bağlı yakın görmenin tedavisi daha tam olarak çıkmadı. Bu da çok istismar edilen konulardan biri.

Nasıl istismar ediliyor?

İki üç senede bir ‘Yakın gözlüklere paydos, gözlükleri çöpe atın’ diye ilanlar veriyorlar. Türkiye öyle bir ülke ki tek bir insan çıkıp ‘bu doğru değil, yalan, herkes kandırılıyor’ diyemiyor. Yakın gözlüğün, ne Türkiye’de ne dünyada ne de uzayda daha tedavisi çıkmadı. Ama birileri, kurumlar bir tam sayfa mesela Hürriyet gazetesine ilan verip ‘yakın gözlükleri çöpe atın’ diyebiliyorlar.

Ameliyat edilenler sonradan bunu fark etmiyorlar mı?

Hasta gidiyor, yapın bana diye. Sıfır numara olan bir gözü bozup miyop yaparsanız. Mesela 2 numara miyop. Kişi o gözle yakını görebiliyor. Al sana yakını görüyorsun. Ama uzağı görmüyor. Yakın gözlüğü takmıyor ama uzak gözlüğü takıyor. Şimdi bu yakın gözlüğün tedavisi mi oluyor? Ama bu reklâmlarla hasta çekiliyor. Başka teklifler yapılıyor vesaire.

Bu suiistimal nasıl önlenebilir?

Sanayi Bakanlığı’na bağlı Reklam Kurulu var. Bir tıp kurumu gazeteye ilan vermek istiyor. Gazetenin avukatları diyor ki, yüzde 100 garanti yazamazsınız, fiyat doktor adı veremezsiniz. En iyi diyemezsiniz. Böylece alınmıyor ilan. Fakat durum böyleyken bazı kurumlar çıkıp yüzde şu kadar indirim diyebiliyor. Televizyonlarda en popüler programlarda alt yazıda indirim diye geçiyor. Rekabet Kurumu var. Kural bazısına geçerli, bazısına geçerli değil diyorsa, ortada çok büyük adaletsizlik var demektir. Bazı büyük güçlü grupların baskı uygulaması gibi bir şey oluyor. Bu kurul ve kurumlar doğru dürüst çalışmalı. Yeni bir plazma TV satar gibi gazetelere şu kadara şöyle yapıyoruz türü ilanlar kesinlikle doğru değil. Tabii ki bunun yanında tıpla ilgili haberler çıkmalı. İnsanlar bilgilendirilmeli. Bu normal. Elbette doktor ve kurum ücretini alacak, kâr edecek; ama bunu tamamen bir ticari meta olarak görmek doğru değil. Sağlık hassas bir konu. Göz doktoruyum demeye utanıyorum neredeyse.

Damping mantığı bir yana size göre Türkiye’deki operasyonların fiyatı ne olmalı?

Dediğim gibi 450 avro ve dolardan aşağı düşmesi hakikaten mümkün durumda değil.

Lasik ve excimer lazer nedir?

Birkaç dakika süren gözde lasik operasyonu, ‘Excimer lazer’ cihazıyla yapılıyor. Cihaz ilk önce plastik endüstrisinde ve elektronik entegre devrelerinin üretilmesinde kullanılıyor. İlk defa 1988 yılında ABD’de miyop gözlerin tedavisinde deneniyor. İnsanoğlunun elindeki en hassas neşter özelliğine sahip cihaz ile kornea tabakası tıraşlanarak görme kusurları (miyop, hipermetrop ve astigmat) ortadan kaldırılıyor. Korneaya her dokunuşta saç telinin 400′de birine tekabül yapan 0,25 mikron doku tıraşlanıyor. Lasik uygulanmadan önce korneanın dış yüzeyinden 0,16 milimetre kalındığında bir kapak kaldırılıyor. Kapak işlem sonrası kapatılıyor.

Lasik operasyonundaki kritik eşikler

Hasta 18 yaşından büyük ve göz yapısı ameliyata uygun olmalı. Görme kusuru; miyopta -14 dioptri, astigmatta -5 dioptri, hipermetropta ise +8 dioptri sınırını aşmamalı. Kornea dokusu kalınlığı elvermeyenlere, keratokonus hastalarına, romatizmalılara, hamilelere ve diyabet kaynaklı göz içi kanamalılara lasik operasyonu uygulanamıyor.

]]>

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir