Koroner anjiyografi nedir, nasıl uygulanır?

Bu yazımızda kalp damar hastalarına sıkça fakat tedaviden ziyade tanı ve teşhis amaçlı olarak uygulanan koroner anjiyografi hakkında detaylı bilgiler bulacaksınız.

Koroner anjiyografi nedir?

Koroner anjiyografi, kalp-damar hastalarına son yıllarda sıklıkla uygulanmaya başlanmış olan bir tanı yöntemidir. Bu yöntem ile, kalp kasını besleyen damarlarda (koroner damarlar) kan akımını engelleyen bir darlık ya da tıkanıklık olup olmadığı araştırılmaktadır.

Birçok hastanın düşündüğünün aksine, koroner anjiyografi ile kalp damarlarına herhangi bir müdahale yapılmaz ve bu yöntem ile kalp damarları açılmaz. Ancak var ise koroner damarlardaki darlıkların yeri ve ciddiyeti tespit edilir.

Koroner anjiyografi nasıl uygulanır?

Koroner anjiyografi yapılmasına bir engel olup olmadığına dair kan testleri tamamlandıktan sonra, hastaya yatıştırıcı bir ilaç verilir. Bu yöntem uygulanırken, hasta uyanık durumdadır. Ancak kalp damarlarına ulaşmak açısından kullanılan kol ya da bacak atardamarı etrafına lokal anestezi yapılır ve olabildiğince ağrısız bir plastik kanül (borucuk) yerleştirilir. Bu kanül içerisinden kalp damarlarının ağzına kadar ulaşabilecek uzunlukta ve biçimde özel olarak dizayn edilmiş ince ve esnek bir boru ile ilerlenerek, damar içerisine röntgen altında görünen bir sıvı enjekte edilir.

Koroner damarın doluşunun filmleri çekilerek, varsa daralan veya tıkanan bölümler tespit edilir. Kalbi besleyen sağ ve sol koroner damar, ayrı ayrı boyalı madde verilerek filme alınır. İşlem tamamlandıktan sonra, ilk giriş açısından yerleştirilmiş olan borucuk geri çekilerek, giriş deliğinde kan pıhtılaşana kadar bölgenin üzerine daima 15-20 dakika bası yapılır. Giriş yerinin bilek, kol ya da bacak atar damarı olmasına göre, 2 ile 6 saat arasında bu bölge üzerinde bir kum torbası ile ağırlık konularak, giriş deliğinin sağlam bir biçimde kapanması beklenir.

Kimlere koroner anjiyografi yapılmalı?

Koroner anjiyografi, genel olarak kalp damar hastalığının tedavisi açısından daha fazla girişim yapılması düşünülen hastalara uygulanması gereken bir tanı yöntemidir. Bir başka deyişle, koroner damar darlığı ve tıkanıklığını düşündüren göğüs ağrısı, taze başlayan veya eskiden beri olan göğüs ağrısı çeken ve giderek şiddetlenen, ilaçlara yanıt vermeyen, kalp krizi geçirme riski yüksek olan hastalara uygulanmalıdır. Hastanın, koroner anjiyografi sonucuna göre, bir by-pass ameliyatı ya da balon-stent işlemi olabileceğini bilmesi ve kabullenmesi şarttır.

Hangi durumlarda doktora başvurmalı?

Öncelikle göğüs bölgesinde baskı hissi olan, özellikle egzersiz sırasında yanma, sıkışma hissi olan kişilerin erken dönemde hiç vakit geçirmeden doktora gitmesi gerekiyor. Göğüs ağrısı çok karakteristikse, ki bu efor sırasında geliyor, hastanın göğsünde bir baskı hissi şeklinde olur, birkaç dakika sürüp dinlenmekle geçer. Genelde kola, boyuna, omuza, çeneye yayılım gösterir. Böyle bir yakınma varsa, kalp damarlarında daralma ihtimali yüzde 90′ın üzerindedir. Bu kişilerin genelde anjiyo yaptırması gerekiyor.

Anjiyoyla damarların durumu görülüp; ilaç, balon ya da by-pass’la damarları açma yönünde tedavisi uygulanabilir. Eğer belli belirsiz göğüs ağrıları varsa, o zaman efor testi yaptırılmalıdır.

Şikayeti olmayanlarda erken tanı olanağı, çok sınırlı oluyor. Uzmanlar, HDL’nin (iyi kolesterol) Türkler’de düşük olduğunu söylüyor. Bu, damar sertliğinin önemli nedenlerinden biri. Ayrıca, HDL’yi yükseltmek açısından sigara ve alkol alımını azaltmak şarttır.

Problem gün geçtikçe gençlere, çocuklara iniyor. Hatta çocuklar, fazla kilo yüzünden erişkin tipi diyabet hastalığına yakalanıyor. İyi bir diyetle ve egzersizi artırarak, diyabet riskinden hem kendimizi hem de çocuklarınızı korumanız mümkün. Ayrıca, sebze-meyve ağırlıklı bir beslenme alışkanlığı da önem taşıyor.

]]>