Çakmak gazı bağımlılığı nedir, nasıl anlaşılır?

Çocuk ve gençleri bekleyen taze tehlike çakmak gazı bağımlılığı. Ani ölüme yol açıyor. Temin etmesi diğerlerine göre daha kolay olduğu açısından gençler arasında hızla yayılıyor. Bağımlılığın anlaşılması zor, bu yüzden anne babalara büyük görev düşüyor.

İstanbul Balıklı Rum Hastanesi Bağımlılık Kliniği Şefi Doç. Dr. Ayhan Kalyoncu, çakmak gazı bağımlılığı ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Çakmak gazı koklama alışkanlığı, diğer alışkanlıklarda olduğu gibi yine arkadaş etkisi ile ortaya çıkıyor. Çocuklar çeteleşerek, bu gazı kullanmak açısından bir araya geliyor. Bağımlılığın ortaya çıkmasında sosyo-kültürel etkenler, anne-baba ilgisizliği ve kendini kanıtlama ihtiyacı gibi nedenler var.

Son dönemde gençlerde kullanım oranının yüzde 50-60 oranında arttığı tahmin edilen çakmak gazı bağımlılığı ile ilgili merak edilen soruları Balıklı Rum Hastanesi Anatolia Bağımlılık Kliniği Şefi Doç. Dr. Ayhan Kalyoncu cevapladı.

– Çakmak gazının diğer uçucu madde bağımlılıklarından farkı ne?

Çakmak gazı kullanımının diğer uçucu madde bağımlılıklarından tek farkı ani ölüme sebebiyet olma olasılığının çok daha yüksek olmasıdır. Bağımlılık oluşturma ve uzun süreli etkiler bakımından diğerleri ile arasında bir fark yoktur.

Bazı uçucu maddeler kalbin daha hızlı atmasına sebebiyet olabilir. Kişi bir nevi uçucu madde olan bütan gazı solursa ciddi sorun olabilir. Sigara yakmada kullanılan çakmaklarda ve bunların yedek tüplerinde olan bütan gazı, sinir sisteminden kalbe iletiler taşıyan noradrenalin adlı bir kimyasala karşı aşırı derecede duyarlı yapar. Örneğin herhangi bir şeyin aniden sizi korkutması gibi stresli, gergin bir yapıda olduğunuzda bu kimyasal yani noradrenalin, kalbin daha hızlı atmasına sebebiyet olur.

Eğer kalp, noradrenaline karşı aşırı duyarlı hale gelirse geçireceği normal bir sarsılmada geçici olarak ritmini yitirir ve bedene kan pompalamaya fasıla verebilir. Uçucu madde kullanan bazı kişiler bu biçimde ölürler. Bunun yanında uçucu maddelerle solunan gazlar, akciğerlerde ve beyinde oksijenin yerini aldığında nefessiz kalınarak ölüme de yol açabilir.

– Gençlerde bağımlılık yaratan diğer uçucu maddeleri göz önüne alırsak korkunç bir tablodan söz etmek mümkün mü?

Maalesef evet. Her türlü uyuşturucu madde gençler arasında hızla yayılıyor. Özellikle temin etmesi diğerlerine nazaran daha kolay olan ve yasal kısıtlama bulunmayan uçucu maddelere gençler daha kolay ulaşıyor.

– Çakmak gazı zehirlenmesi vücudu nasıl etkiliyor?

Uçucu madde kullanımı sonucunda oluşan hasar, beynin bazı bölgelerinde sinir hücresi etkinliğini yavaşlatabilir veya durdurabilir. Uçucu madde, beynin; hareket ve eşgüdümden sorumlu bölümü olan beyinciğe (serebellumun) girerse, bireyin yavaş hareket etmesine veya sakarlaşmasına sebebiyet olur. Çalışmalar, beynin hipokampus denen bölümündeki nöronların da uçucu maddelerden zarar görebileceğini gösteriyor. Bu hasar, hücreler yeterince oksijen almadığı açısından oluşur. Tekrar tekrar uçucu madde kullanan biri taze bir şeyler öğrenme yeteneğini yitirebilir ve bildiklerini, önceden öğrenmiş olduklarını tanımayabilir veya çok basit konuşmaları, sohbetleri izlemekte güçlük çekebilir.

– Bu çocukların genel özellikleri neler? Ekonomik durumları nasıl?

Uzun öfke nöbetleri, aşırı saldırgan davranışlar, riskli ve düşüncesiz hareketler gibi davranış bozuklukları gösteren ergenler, bunları göstermeyenlere göre çok daha fazla madde bağımlılığı riski taşırlar. Ayrıca, ilk ve ortaokul sırasında öğrenme problemleri yaşayan, akademik başarısızlık ve davranış bozuklukları gösteren çocukların ergenlik çağlarında madde kullanma riskleri oldukça fazladır. Özellikle uçucu madde kullanımı sosyo-ekonomik düzeyi düşük semtlerde yaşayan, kalabalık aile ve eğitim düzeyi düşük, işsiz ebeveynlere sahip olan çocuklar arasında daha yaygındır.

– Çocuğun çakmak gazı koklamaya başladığını, alışkanlığını nasıl anlayacağız?

Bu kolay değildir. Özellikle de bir çocuğun ilk defa denediğinde hemen saptanması ya da arada sırada kullanıyorsa bunun yakalanması zordur. Madde kullanım belirtilerinin çoğu, normal olarak büyümekte olan ergenlerde görülen değişimlere benzer. Bu sebeple çocuğunuz aniden durgun ve içe kapanık hale gelirse, bundan hemen sonuç çıkarılmamalı. Herhangi bir insanda olduğu gibi çocuğun da madde kullandığının en önemli belirtisi “sarhoş” olmasıdır.

Bunun dışında çocukta bazı belirtilerin gözlenmesi madde kullanımını düşündürmeli. Bu belirtiler:

– Keyif durumunda ani ve düzenli olarak değişiklikler meydana gelmesi.
– Bilinçlilik düzeyinde değişiklik. Her zaman olmayan biçimde uykulu ve sersem olması.
– Vücudunda, giysilerinde veya ev içinde alışılmışın dışında kokular, lekeler ve işaretler görülmesi.
– Boş veya yarım yapıştırıcı ve çakmak gazı tüpleri, üstüpü gibi tiner kullanmaya esnasında kullanılan bezlerin bulunması.
– Okul başarısında değişimler; özellikle notlarda düşme ve verilen ödevleri tamamlamada motivasyon eksikliği, okuldaki aktivitelere katılmama veya okula düzenli gitmeme.
– Uyuma alışkanlıklarındaki değişimler (çok ya da az uyuma).
– Evden para ve başka eşyaların kaybolması.
– Artan ya da azalan iştah ve kişisel bakım.
– Davranış veya ruh halindeki belirgin değişiklikler, asabiyet hali, agresiflik, kuralları önemsememe, ani moral değişiklikleri, depresyon ve intihar düşünceleri. Alışılmışın dışında saldırganlaşması.
– Sosyal aktivitelere katılma miktarında düşüş, hobilerine daha az zaman ayırma. Spora karşı ilgisini kaybetmesi.
– Gittikçe daha çok yalan söylemesi ve başka kaçamak hareketler.
– Anormal davranışları olan bir arkadaş grubuna dahil olma, çetelere dahil olma, yasal problemler yaşama.

Ancak bu belirtilerden biri veya birkaçının bile bir arada görülmesi kesinlikle çocuğun madde kullanıyor olması anlamına gelmez. Bunlardan yalnızca şüpheli bir durum olduğunu ve neler yapılabileceğinin araştırması gerektiği sonucu çıkmalı. Öncelikle anne-baba endişelerini çocukla samimi bir biçimde konuşmayı denemeli.

– Aileler daha başka neler yapabilir? Psikolojik olarak nasıl yaklaşım içinde bulunulmalı?

– Erken teşhis ve tedavi: Eğer çocuğunuzda bu tür problemler varsa, erken teşhis ve tedaviyle onun bağımlı olma riski azaltılabilir.

– İlgili ebeveyn olmak: Ebeveynlerin çocuklarının hayatlarına dahil olmaları, onların akademik ve davranışsal sorunlarını azaltırken, aynı zamanda da çocuklarının arkadaşlarını ve onların ebeveynlerini tanımalarına fırsat tanıyor.

– Açık ve dürüst iletişimi destekleme: Ebeveynler açısından hassas nokta; aleni, tutarlı ve otoriter olmakla, gerçekleri açıklamak arasındaki dengeyi iyi ayarlamak olmalıdır. Emin olmadan gereksiz yere çocuklarınızı suçlamayın.Eğer çocuğunuzu suçlamaz ve kendiliğinden anlatmasını beklerseniz, kısa bir süre içinde size gerçekleri anlatacaktır.

– Oluşan yan hastalıklar: Kişilerde bağımlılığa genetik bir yatkınlık olabileceği gibi kaygı bozuklukları, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, depresyon ve şizofreni gibi hastalıklar madde bağımlılığı açısından risk oluştururlar. Bunlardan oluşabilecek herhangi bir rahatsızlık ya da karmaşada çocuklar, acılarını dindirmek açısından madde kullanarak kendi kendilerini tedavi etmeye yönleniyorlar.

– Kendi iyiliğiniz açısından ihtiyacınız olan ek yardımı alın: Hepimiz madde bağımlılığının ciddi sosyal ve kişisel etkilerinden nasibimizi alıyoruz. Bu sorun, kişilerin kendi kendilerine çözebilecekleri bir konu değildir. Bağımlılık uzmanlarına başvurmaktan ve gereken yardımı almaktan kaçınılmamalı.

– Bağımlılığa son vermek kolay mı? Mutlaka uzman yardımı gerekir mi?

Evet mutlaka tedavi açısından bağımlılık konusunda uzmanlaşmış bir psikiyatrist yardımı almak gerekir. Buna rağmen tedavi süresi zor ve normalin üstünde bir uğraş gerektirir. Ailenin tedaviye katılması bu zor süreci kolaylaştırır.

Zehirlenmeden şüphelenmeniz durumunda…

Zehirlenmeye yol açan maddeler 3′e ayrılıyor; süpertoksik maddeler, fazla toksik maddeler ve az toksik maddeler

Farmakoloji Uzmanı Dr. Bahar Büget, bu gruplar içinde ölüme sebebiyet olan sınıfların süpertoksik ve toksik maddeler sınıfı olduğunu belirtiyor. Süpertoksik sınıfta yer alan çakmak gazının içeriğinde alifalifatik hidrokarbon adı verilen uçucu madde bulunuyor ve bu madde zehirlenmeye yol açıyor.

Hidrokarbon zehirlenmelerinde başlıca etki akciğerler üzerine. En sık görülen yan etkisi akciğer iltihabı. Zehirlenmenin tanısında göğüs filminin yardımı olacağını belirten Büget, “İlk 6 ile 18 saatte yüzde 90 pnömoni yani akciğer iltihabı filmle tespit edilebilir. İlk 2 saatte lakin yüksek ölçüde madde alındı ise filmlerde görülebilir. Tam kan adetmı ve tam idrar tahlili, ikincil gelişen infeksiyonların ayırt edilmesinde faydalıdır. Ayrıca, kan gazı takibi de yapılmalı.” diyor.

Çakmak gazıyla ilk ölüm haberi 12 Kasım’da geldi

Çakmak gazıyla ilk ölüm haberi 12 Kasım’da İstanbul’dan geldi. Pendik’te çakmak gazı koklayan 14 yaşındaki Hakan Ü. yaşamını yitirdi. Ülker’in arkadaşının, “Rüya görmek açısından poşete doldurduğumuz çakmak gazını içimize çekiyorduk. Gazı içine çeken bayılarak rüya görüyordu. Ayıltmak açısından bir birimizi tokatlıyorduk. Ancak Hakan ayılmadı. Biz de korkup kaçtık.” dediği öğrenildi.

13 Kasım’da ise Tekirdağ’da 10 genç, gazın patlaması sonucu yaralandı. Boş bir binada meydana gelen patlamaya yönelik soruşturmada, olay yerinde çok adetda çakmak ile çakmaklara gaz doldurulmasında kullanılan tüp ele geçirildi. Söz konusu kişiler poşetlere doldurdukları likit çakmak gazını kokladığı sırada mekana yayılan gaz çakmakla alev aldı ve gençler yaralandı.

Son olay 28 Kasım’da meydana geldi. Bursa’da oturan 10’uncu sınıf öğrencisi Büşra Peksert (14), kız arkadaşına ders çalışmaya gitti. Gece 23.00 sıralarında babası tarafından alınarak evine giden Büşra dün sabah yatağında cansız bulundu. Ailenin ihbarı üzerine gelen polis, Büşra’nın gittiği arkadaşının evinde de inceleme yaptı. Evde olan içersindeki gaz olmayan çakmak, gazın içerisinde boşaltıldığı sanılan poşet ve bilgisayarlara polis el koydu.

]]>