Şeker hastalığı ve tedavisi

Diyabet halk arasında şeker hastalığı olarak bilinmektedir. Hepimiz bu konuda bir şeyleri doğru veya yanlış olduğuna bakmaksızın bilir ve başkalarına iletiriz. Ancak her meselede olduğu gibi bu konuda da doğru bilmek esastır. Gerek hastalığı tanımak, gerekse hasta olan birine yardımcı olabilmek açısından bu lüzumludur.

Düşündüğümüzden daha yaygın bir hastalıktır diyabet. Ancak hastaların birçoğu maalesef hasta olduğunu bilmeden yaşamaktadır. Bu hastalığın tedavisinin pahalı olması da hastayı – lakin sağlık güvencesinden yoksun ise – tedaviye yönelik bir çabadan uzaklaştırmaktadır. Diyabet;

– Kronik bir bolizma hastalığıdır. Ömür boyu bu hastalıkla birlikte yaşamak kaçınılmazdır. Kalıtsal bir hastalıktır. Hastalık bir süre gizli olarak seyreder ve aniden ortaya çıkar. Çok su içme, çok idrar yapma, aşırı tüketmek tüketmeye rağmen zayıflama diyabetin başlıca belirtileridir. Ani ve şiddetli bir karın ağrısı, şuur bozukluğu, bulantı ve kusma gibi belirtilerle de ortaya çıkabilir. Nadir olmakla birlikte yüksek tansiyon, bacaklarda şişme, üre artışı, ani körlükler ve görme bozukluğu, böbrek ve göz rahatsızlığı gibi belirtileri de vardır.

– Diyabet kalıtsal bir hastalıktır. Diyabetli bir anne babanın çocuğunda diyabet görülme ihtimali çok fazladır. Ancak mutlak suretle ortaya çıkması gerekmez. Bazen hastalık bir iki kuşak kadar gizli olarak seyredebilir. Ayrıca diyabetin ortaya çıkması, görünür olması yaşama biçimiyle de yakından alakalıdır.

– İki çeşit diyabet vardır. Kanda veya diğer vücut sıvısallarında şeker düzeyinin artması ve proteinlerin glikozlaşması.

– Diyabet tedavi edilebilir bir hastalıktır. Artık günümüzde diyabete bağlı ölümler – lakin hasta tedavi gereklerini yerine getiriyor, tavsiyelere uyuyor ve hayatını buna göre düzenliyorsa – görülmemektedir. Hasta, verilen perhizlere dikkat ederek ve ilaçlarını düzenli kullanarak hayatını zorlanmadan, güçleştirmeden devam ettirebilir. Ama şeker hastası olduğunu unutmak gibi bir hataya düşmeden. (Takip etmesi gereken perhiz açısından.)

– Bir diyabet hastası ömür boyu bu hastalıkla birlikte yaşamak zorundadır. Çünkü bu hastalık tedavi edilebilir lakin asla iyileşmez. İyileşmez demekten kastımız şudur; hasta hastalanmadan önceki yaşamına aynen devam edemez. Kendisine bazı konularda ömür boyu sürecek sınırlamalar getirilecektir ve buna uymak zorundadır. Çünkü bu hastalığın tedavisi lakin kan şekerinin vücut açısından uygun olan seviyede tutulması ile yapılabiliyor. Bu yüzden diyabet hastasının diyet, ilaç ve egzersizlerini hiç unutmadan ve aksatmadan yaşamaya alışması gerekiyor. Diyabet hastalığı başından itibaren kontrol altında tutulabilir ve hasta kendisine doktor tarafından önerilen hususlara riayet etmede azami gayreti gösterirse son derece sağlıklı hayat sürebilir. Sağlıklı bir beslenme, diyet ve ilaçları doğru bir biçimde kullanmak bu hastalığın tedavisinde en önemli husustur.

– Ailesinde diyabet hastası olan kişiler oldukça sağlıklı görünseler de kendilerinde bulunup bulunmadığını tespit etmek açısından doktora müracaat etmelidirler ve hastalık açısından çok iyi bir biçimde araştırılmalıdırlar. Bu hastalık daima viral bir enfeksiyondan sonra ortaya çıktığından gizli şekerli adetlabilecek olan kişilerin bu hastalıklara karşı kendilerini çok iyi korumaları gerekir.

– Diyabet hastalarının büyük bir büyük bir bölümünü şişman hastalar oluşturuyor. Çünkü şişmanlık, vücuttaki insülinin etkisini yok edip diyabete sebep olabiliyor. Ayrıca psikolojik etkenler direkt olarak diyabet hastalığına sebebiyet olmasalar da insülin karşıtı adetlabilecek hormonların aşırı ölçüde salgılanmasına sebep olarak kan şekerinin yükselmesine yol açabilir. Bu da hastalığı daha belirgin hale getirir.

– Ailesinde diyabet olanlar; aşırı yeme ihtiyacı, şişmanlama, hareketsizlik, doğum kontrol hapları, üst solunum yolu enfeksiyonları, kortizonlu ilaçlar, bazı idrar söktürücü ve şeker bolizmasını olumsuz yönde etkileyecek ilaçlar, stres, fiziksel ve psikolojik darbeler gibi durumlardan uzak kalmaya çalışmalıdırlar.

– Diyabet kalıtsal bir hastalıktır. Çocuk ve genç yaşlarda da görülebilir. Bu yaşlarda hastalık birdenbire başlar. Aşırı idrara çıkma ihtiyacı, bazı geceler altını ıslatma, hızla zayıflama, halsizlik ve şuurda bulanıklaşma gibi belirtiler görülür. Ağız çürük elma gibi kokar. Nefes alışı derinleşir. Bu tablolar daima gribal enfeksiyondan sonra ortaya çıktığı açısından aile durumdan şüphelenmeyebilir. Ancak ailede diyabet hastası var ise durumdan diyabet uzmanın haberdar edilmesi gerekir. Aksi takdirde hayati tehlike söz konusu olabilir.

]]>