Prostat hastalığına dikkat Prostat kanseri hastalığı ile bilinmesi gereken önemli bilgiler

Prostat ortalama olarak kestane büyüklüğünde ve şeklinde bir salgı bezidir. Bu bez mesanenin altında, rektumun (makatın) önünde olur. Prostatın merkezinde üretra adı verilen mesaneden idrarı boşaltma işlevi gören kanal yer alır. Prostat genelde orta yaşlı insanlarda daha sık meydana gelmektedir.  Prostat hastalığı riski 60 ve 65 yaş arası kişilerde daya yaygın olarak görülür. Prostat hastalığı  erkeklerde görülen en sık karşılaşılan bir kanser türüdür, vede çok sinsi seyreder. Prostat hastalığından korunmak açısından her erkeğin 50. yaşlardan sonra mutlak suretle uzman doktor kontrolü yaptırması gerekmektedir. Sizlere bu yazımızda prostat hastalığı ile bileminiz gereken önemli makalelere deyiniyoruz…

 

Prostat nasıl bir organdır, işlevleri nelerdir?

Prostat kanseri nedir?

Prostat kanseri açısından risk faktörleri nelerdir?

Prostat kanserinin belirtileri nelerdir?

Erken teşhis mümkün müdür?

Teşhis nasıl koyulur?

Hastalığın evreleri

Tedavi şekilleri nelerdir?

Evreye göre tedavi seçenekleri nelerdir?

ÖNEMLİ UYARILAR

Prostat nasıl bir organdır, işlevleri nelerdir?

Prostat bezi erkek genital organlarından biri olup idrar kesesinin hemen altında, rektumun (barsakların son kısmı) önünde olur. İdrarı idrar kesesinden dışarı taşıyan kanal (üretra) prostat bezinin ortasından geçer. Testislerden ve yardımcı erkek organlarından salgılanan ve içinde spermlerin olduğu sıvısalyı (meni) boşaltan kanal prostatın içinden geçen idrar kanalına (üretraya) açılır. Prostatı oluşturan hücrelerin yaptığı salgı, spermlerin bulunduğu meninin bir bölümünü oluşturur. Prostat hücreleri PSA adı verilen bir protein de salgılarlar, bu protein meni ile birlikte atılır. Kandaki normal değeri <4ng/ml’dir. Prostat hastalıkları PSA’nın prostata ait kanal sistemleri içinde kalmasını sağlayan hücresel sistemleri bozarak bu maddenin kandaki seviyesinin yükselmesine sebebiyet olurlar. Prostat kanserinde de bu maddede artış olur.

Erkeklerde yaş arttıkça prostat bezi büyüyebilir ve çevrelemiş olduğu üretrayı, yani idrar kesesinin çıkış yerini tıkayabilir. Bu durum idrar yapmada güçlük ile kendini gösterir. Bu hastalığa selim prostat hiperplazisi adı verilir. Bu aslında kanser olmamasına rağmen, prostat kanseri de aynı şikayetlere sebebiyet olabileceğinden kanser olmadığı gösterilmelidir.

Prostat kanseri nedir?

Prostat kanseri prostatı oluşturan hücrelerin kontrolsüz bir biçimde, gerekmediği halde çoğalmasıdır. Dünyada erkeklerde en sık görülen kanser türüdür.Yaşlı erkeklerin hastalığıdır.

Prostat kanseri açısından risk faktörleri nelerdir?

En güçlü risk faktörleri ileri yaş ve siyah ırktan olmaktır. Yaş arttıkça risk artar. Ailesinde, özellikle birinci derece akrabalarında prostat kanseri olanların prostat kanserine yakalanma oranı olmayanlara göre daha fazladır. Gerçek anlamda kalıtsal prostat kanseri çok nadirdir ve daima 55 yaşın altındaki erkeklerde görülür. Bazı çalışmalar diyetle alınan yağın prostat kanserine yakalanma riskini arttırdığını öne sürmüşlerse de bu henüz tam olarak kanıtlanmamıştır.

Prostat kanserinin belirtileri nelerdir?

Erken evredeki prostat kanseri belirti vermeyebilir. Aşağıda adetlan şikayetlerden herhangi biri olduğunda mutlak suretle bir doktora başvurulması gereklidir.

*Sık idrara çıkma (özellikle geceleri)

*İdrar yaparken zorlanma

*İnce ve kesintili idrar yapma

*İdrar yaparken acı veya ağrı duyma

*İdrarda kan görme

*Sırt, kalça ve bel ağrısı

Erken teşhis mümkün müdür?

50 yaştan başlamak üzere her erkek her yıl bir doktora rektumdan (makattan) parmakla muayenesini yaptırmalı ve kanda PSA baktırmalıdır. Bu biçimde henüz belirti vermemiş, hastada şikayete yol açmamış erken evredeki prostat kanseri yakalanabilmektedir. Eğer doktor muayenesinde şüpheli bir bulguya rastlar veya PSA değeri 4ng/ml’nin üzerinde olursa ileri tetkikler istenir

Teşhis nasıl koyulur?

Yukarıda adetlan şikayetlerle başvuran hastaları doktor eldiven giyerek rektumdan parmağı ile muayene eder. Buna parmakla rektal muayene adı verilir. Bu muayene ile doktor rektumun hemen önünde olan prostat bezini hissederek büyüklüğü ve kıvamı hakkında bilgi sahibi olur. Ayrıca rektum içinden yapılan ultrason tetkiki (transrektal ultrasonografi) ile de prostat hakkında fikir elde edilebilir. Eğer doktor yaptığı muayene ve istediği tetkikleri (kandaki PSA ve transrektal ultrasonografi) şüpheli bulursa, prostattan iğne ile parça alarak (biyopsi) mikroskop altında incelenmesini isteyebilir. Bu işleme ince iğne aspirasyon biyopsisi denir. Anestezi gerektirmez. Bu işlemin yan etkisi olarak her 200 hastadan 1 tanesinde biyopsi sonrası prostat enfeksiyonu gelişebilir. İdrarda ve büyük tuvalette kan görülmesi işlemden sonraki 2-3 gün devam edebilir. İşlemden sonraki ilk 2-3 haftada meni kanlı gelebilir. Eğer biyopsi negatif gelirse bu hastalar 6 ila 12 ay aralarla muayene ve PSA testi ile izlenirler.

Eğer biyopside prostat kanseri teşhis edilirse, bir ürolog veya medikal onkolog pek çok faktörü göz önüne alarak tedavi planını belirler. Radyasyon onkologlarının da bu planlamada katkıları olabilir. Tedavi planlanmasında göz önünde bulundurulan en önemli unsurlar hastalığın ne derece ilerlemiş olduğu yani evresi ve hastanın genel durumudur.

Hastalığın evreleri

Hastalık teşhis edildikten sonra, vücutta prostat dışında başka yerlere yayılıp yayılmadığını görmek açısından ek testler yapılır. Böylece hastalığın evresi belirlenmiş olur. Doktor bu amaçla bir akciğer grafisi, kemik sintigrafisi ve kan testleri isteyebilir.

Kanserin geliştiği organın dışına çıkıp başka bölgelere sıçramasına metastaz denir. Prostat kanseri komşuluk yolu ile meni kesesi (seminal vesicle), lenf dolaşımı ile lenf bezlerine ve kan dolaşımı ile kemiklere yayılabilir. En çok bel kemiklerine gider fakat kafa kemiklerine ve kaburga kemiklerine de sıçrayabilir. Daha nadir olarak karaciğer ve akciğerlere de yayılabilir.

Evre 1 hastalıkta, hastaların şikayeti olmaz ve kanser muayenede de saptanmaz. Tanı daima başka nedenlerle yapılan ameliyatlar sonrasında tesadüfen konur. Kanser hücreleri prostat dışına çıkmamışlardır.

Evre 2 hastalıkta, tanı daima ya kanda PSA seviyesi yükselmiş olduğu ya da makattan muayene sırasında prostat büyük olarak bulunduğu açısından yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisi ile konur. Hastalık prostat bezi dışına çıkmamıştır.

Evre 3 hastalıkta, kanser hücreleri prostatı saran kapsülün dışına çıkıp prostatın yakın çevresindeki dokulara yayılmışlardır .

Evre 4 hastalıkta kanser hücreleri prostat dışında lenf bezlerine veya kemik, karaciğer ve akciğer gibi organlara sıçramıştır.

Nüks Hastalık:Tedavi edildikten sonra (ya tekrar prostatta ya da diğer organların birinde) hastalığın geri gelmesidir.

PSA GÜNCEL YAKLAŞIMI

Rutin senelik  kontrollerinde PSA’ nın yükselmesi ve sınırın üstünde olmasının anlamı kadar ,  sınırın altında olupta  kontrolde  bir önceki yıla göre mukayese edildiğinde yıllık artış oranları da önemlidir ve bununda değerlendirilmesi gerekir. Yıllık 0,75 ng/ml’ in üstündeki artış anlamlıdır . Bilininen yaşa özgü, spesifik PSA  değerleri vardır,  bunlar  40-50 yaş arası, 50-60 yaş arası olması gereken değerlerdir ve lakin PSA  bu değerlerin üzerindeysede  risk artmaktadır, bu yapıda gözardı edilmemelidir.

Prostat kanserine  nasıl tanı  konur?

Prostat kanserinde  rektal muayene ve kanda PSA ( Prostat Spesifik Antijen)  adlı maddenin düzeyinin miktarlmesi en önemli tanı araçlarıdır. Prostat kanserinde erken teşhis de daima 45 yaşından sonra sağlıklı erkeklerin her yıl periyodik muayeneleri ve PSA ile  değerlendirilmeleri önerilir. Ancak günümüzde  prostat kanserinde  yüzde 10 oranında  kalıtımsal bir risk gösterilmiş olduğundan  bu kontrollerin önemi dahada  artmakta ve 40 yaşından sonra değerlendirilmeleri yapılmalıdır.

Muayenede   prostatın büyüyüp büyümediği konusu kadar prostatın dışında herhangi bir sertlik var mı tanımlanır. Rektal muayene, lakin belirli bir boyuta ulaşmış kitleyi saptayabilir. Bu sebeple PSA düzeyinin miktarmü erken tanı açısından önemlidir. PSA  dediğimiz bu enzim  son yıllarda prostat kanserinin erken tanısında kullandığımız  bir markerdır.

PSA  nedir?

PSA  testinin bulunmasi ile prostat kanseri tanısında taze bir çağ açılmıştır. Bu test ile kanser henüz bulgu  vermediği çok erken aşamalarda dahi tanımlanabilmektedir.

PSA sadece  erkeklerde olan prostatın epitel hücrelerinde olan, semen sıvısalsının yapısında olan  glikoprotein  yapıda bir maddedir. Bu molekül normalde tüm yetişkin erkeklerin kanında   çok düsük seviyelerde olur.

Normal değeri, 4 ng/ml’nin altında olmasıdır. PSA 4-10 ng/ml arasında olanların yaklaşık % 30’unda prostat kanseri saptanırken, 10 ng/ml üzerinde bu oran %50’yi geçer. Prostat kanserlerinin % 5-10 kadarında PSA yükselmeyebilir ve bu sebeple rektal muayene ve PSA tanıda tamamlayıcı rol oynar.

Bizlerce bilininen yaşa özgü, spesifik PSA  değerleri vardır, yani  40-50 yaş arası, 50-60 yaş arası olması gereken değerlerdir. Eğer PSA  bu değerlerin üzerindeyse de  risk artmaktadır.  PSA lakin prostat ile ilgili bir problem olduğunda kana daha fazla oranda karışır, kan PSA düzeyinde yükselme dikkat çeker. PSA yüksekliğinin tek nedeni prostat kanseri değildir. Kanser dışı durumlarda yani    iyi huylu prostat büyümesi ve prostat iltihapları , idrar yoluna katater uygulama (sonda takmada) da PSA’yı yükseltir  fakat  bunlar küçük düzeylerde ve geçici yükselmelerdir. Eğer böyle bir sebep bulunmuyorsa ve PSA’ nın ardarda yapılan miktarmlerinde yaşa göre değerlendirdiğimizde daha yüksek çıkıyorsa  şüphemiz kuvvetlenmektedir. Birde de rektal  muayenede prostatta sertlik bulmuşsak,  bu şüphe daha kuvvet kazanmaktadır ve o zaman da artık prostat biyopsisini uygulamak gerekmektedir.

Rutin senelik  kontrollerinde PSA’ nın yükselmesi ve sınırın üstünde olmasının anlamı kadar ,  sınırın altında olupta  kontrolde  bir önceki yıla göre mukayese edildiğinde yıllık artış oranları da önemlidir ve bununda değerlendirilmesi gerekir. Yıllık 0,75 ng/ml’ in üstündeki artış anlamlıdır . Bilininen yaşa özgü, spesifik PSA  değerleri vardır,  bunlar  40-50 yaş arası, 50-60 yaş arası olması gereken değerlerdir ve lakin PSA  bu değerlerin üzerindeysede  risk artmaktadır, bu yapıda gözardı edilmemelidir.

Prostat biyopsisi ( prostattan örnek alma), transrektal ultrason eşliğinde  öncelikle prostatın  incelenmesi ve şüpheli alanların belirlenmesi ile, bölge uyuşturulduktan sonra özel bir iğne ile prostattan uygun adetda doku örnekleri  alınması ve  patoloji tarafından  değerlendirmesi ile yapılır.. Biyopsi uygulanmış,   tümör tanımlanmamış fakat PSA ‘sı yüksek çıkan hastalarla ilgili olarak ki bu gerçekten sık rastladığımız bir durumdur,  ikinci  kez biyopsi alınması ve yine  kanser açısından negatif çıkmış  ise bazen üçüncü, dördüncü biyopsinin uygulanması ve tanı konulması durumları ile karşılaşılmaktadır.

Patolojide kanser tanısı konulup, kanserin ilerleme derecesi Gleason Score ile evrelendirilir. Bu değerlendirme hastalığın gidişi, tedavisi ve ne derece yayıldığı hakkında bizi bilgilendirir. 10 en yüksek evredir ve hastalığın kötü olduğunu gösterir. PSA düzeyindeki yüksekliklerde hastalığın evresi hakkında fikir verebilir. Genellikle 6 ve üstü Gleason scoru ve 20-30 ng/ml PSA seviyesi kanserin prostat bezi dışınada yayıldığını gösterir.

Prostat büyümesi ve kanser riski

Prostatın iyi huylu büyümesi ( BPH: Benign Prostat Hiperplazisi ), özellikle 30 yaşında başlayan bir süreçtir ama semptomlar  45 yaş gibi ortaya çıkmaya başlıyor. Özellikle yaşın ilerlemesi ile  erkeklilik hormonunda artma olmamasına rağmen prostat dokusunda androjen reseptörlerinde androjene duyarlılığın artması  ve  bir takım büyüme faktörlerinin yine olaya katısallmasıyla iyi huylu büyümeler ortaya çıkabiliyor.

]]>