Panik atakla mücadele zor ama imkânsız değil

Panik atağın tıp camiasında ciddi bir rahatsızlık olarak kabul görmeye başlaması, tedavi konusunda önemli adımlar atılacağının göstergesi olarak yorumlanıyor…

Son yıllarda adetları tüm dünyada hızla artan panik atak vakaları, toplum sağlığını tehdit eder duruma geliyor.

Yakın zamanda yapılan araştırmaya göre, yalnızca ABD’de her beş kişiden birinin panik atak geçirdiği belirlenmiş. Ülkemizde bu oran, yüzde dördü buluyor. Tedavi edildikten sonra beklenmedik zamanlarda tekrar ortaya çıktığının fark edilmesi, hastalığın korkutucu boyutunu oluşturuyor.

Nasıl seyreder?

Basit olarak, fiziksel belirtilerle seyreden psikolojik bir sendrom şeklinde tanımlanabilen panik atak rahatsızlığının kişide meydana getirdiği ruhsal hasar zaman zaman çok ciddi boyutlara ulaşmaktadır.

Fiziksel belirtiler, çoğu zaman korkulan bir hastalığın belirtilerine benzer. Örneğin kişi kendini kalp krizi geçiriyormuş, bayılmak üzereymiş gibi hisseder, kulakları uğuldar hatta nefes bile alamaz duruma gelir.

Hastaları, bu belirtilerin aslında psikolojik kaynaklı olduğuna inandırmak çok zordur, kendilerinin ciddiye alınmadığını düşünürler, sürekli doktor doktor, hastane hastane dolaşıp hastalıklarının ne olduğunu bulmaya çalışırlar.

Kombine tedavi

Hastalar yalnız başına kaldıkları zaman bu tür rahatsızlıkların ortaya çıkmasından korktukları açısından tarihle yalnız kalamamaya başlarlar. Hatta bazıları korkudan evden bile çıkamayacak hale gelir…

Zor olsa da tedavi imkânsız değildir, panik atak psikiyatristlerin tedavi etmesi gereken bir hastalıktır. Tedavide çabuk sonuç alınması açısından birçok yöntemin bir arada uygulanması tercih edilebilir. Hastanın yalnızca ilaç ya da yalnızca terapi ile iyileşmesi oldukça nadirdir.

Tedavide hastanın hastalık hakkında bilinçlenmesi çok önem taşır. Tedaviye hastanın katısallımı da sağlandığında 4 – 6 ay içinde tümüyle iyileşme şansı % 95’dir.

]]>