Kanserli dokuların lazer ışınıyla tedavisi hedefleniyor

Bilkent Üniversitesi araştırmacıları, akciğer kanseri, prostat ve diş tedavilerinin yan etkilerini ortadan kaldıracak bir çalışma başlattı. Teknoloji, kanserli dokuların kızılötesi lazer ışınıyla dağlanarak tedavi edilmesi ve sağlıklı doku kayıplarının en aza indirgenmesini hedefliyor.

Yalnızca ABD’nin ileri laboratuarlarında geliştirilen taze nesil teknolojinin alt yapısı, yerli mühendis ve kaynaklarla tasarlanıyor.

Teknolojinin, Türkiye’deki tüm hastanelerde kullanılmasını hedefleyen araştırmacılar, Türkiye’nin bu teknolojiyi yurt içi kaynaklarıyla geliştirmesiyle ekonomiye büyük katkı yapacağını belirtiyorlar.

Bilkent Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi ve Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (UNAM) Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Bayındır, “Tıbbı Uygulamalar İçin Kızıl Ötesi Lazer Fiberlerin Geliştirilmesi ve Uygulanması” konulu projeleri hakkında bilgi verdi.

Bayındır, Sağlık Bakanlığı ile birlikte başlattıkları projelerinin TÜBİTAK’ın kamu projeleri kapsamına alındığını ve kurum tarafından yaklaşık 3 milyon YTL ile desteklendiğini ifade ederek, projede geliştirilecek kızıl-ötesi fiberlerin sağlık uygulamalarında kullanılması açısından 8 ay önce çalışmalara başladıklarını kaydetti.

Projenin süresinin 3 yıl olduğunu ifade yapan Bayındır, taze nesil, kendi kendini kontrol edebilen akıllı fiberlerin tasarlanmaya başlandığını belirtti. Bayındır, bunun yanında teknolojinin Türkiye’de üretilmesi açısından gereken tüm altyapının proje kapsamında tamamlandığını söyledi.

Maliyeti düşecek, sağlıklı dokular kötü etki görmeyecek
Kızıl ötesi lazer teknolojisinin daha önce ABD’de yapılmış bir teknoloji olduğunu anlatan Bayındır, bu ülkede yavaş yavaş kullanım testlerinin başladığını belirtti.

Teknolojinin bir kaç yıl içinde tüm dünyaya yaygınlaşmasının beklendiğini ve Türkiye’nin de bu teknolojiyi kullanmasının öngörüldüğünü aktaran Bayındır, şunları söyledi:

“Bu teknoloji, Türkiye’ye geldiğinde fiber bir kablonun bir metresine bin dolar ödenecek. Ancak yerli kaynaklarla bu teknoloji üretilip tamamlandığında, bu maliyet neredeyse 1 dolara kadar inecek. Türkiye’de yaygın sigara kullanımı nedeniyle akciğer kanserlerinde büyük artış var. Türkiye’de kaç hastane ve hasta olduğunu düşünürsek bunun maliyeti de yüklü biçimde karşımıza çıkacak.

Biz bu teknolojiyle hem bu alanda insan gücü yetiştirmeye, hem teknolojinin alt yapısını kurmaya başladık. Proje, makroskopik bir preformdan metrelerce uzunlukta fiber alınan bir yöntem geliştirdiğimizden teknolojinin üretim maliyetlerini de oldukça önemli oranda düşürdük.”

Çalışmalarında fiberlerin optik, termal ve mekanik özelliklerinin inceleneceğini ve hayvanlar üzerinde gerekli testler tamamlandıktan sonra, kullanıma hazır hale getirileceğini dile getiren Bayındır şöyle devam etti:

“Yakın bir gelecekte bu taze nesil fiberler sayesinde, vücut içinde ve dışında yapılan operasyonlarda kızıl ötesi lazer teknolojisi yerini almaya başlayacaktır. Özellikle boğaz ve akciğerdeki kanserli dokuların dağlanarak tedavi edilmesinde, çok ince bir katman halindeki kanserli dokuların dağlanarak tedavi edilmesinde kullanılması öngörülmektedir.

Erkeklerde prostat kanserlerinin tedavilerinde de sık karşılaşılan sorun, şu andaki lazerlerin sağlıklı dokulara da kötü etki verme ihtimalleri. Dolayısıyla iç kanamaya sebebiyet vermesi gibi çeşitli sorunlar doğabiliyor. Ancak taze teknolojide bu ihtimaller neredeyse sıfırlanacak. Diş tedavilerinde de kullanılacak bu teknolojiyle dişin içinde bir iltihaplanma durumunda da halen kullanılan matkapla kesme işlemlerinin yerini bu teknoloji alacak. Kısaca taze teknoloji sağlıklı dokulara zararsız.”

Bayındır, dünya genelinde 20 milyar YTL pazar değeri olan teknolojinin, akıllı fiber projesi kapsamında en kısa süre içerisinde tamamen yerli imkânlarla üretilmesinin ve Türkiye’deki tüm hastanelerde kullanılarak, bu alanda dünyaya öncülük etmeyi hedeflediklerini söyledi.

Teknoloji açısından gerekli cihazları da yapıyorlar
Çalışmada, 24 kişilik bir ekibin görev aldığını kaydeden Bayındır, matematiksel hesaplamalardan son ürüne derece tüm alt yapı çalışmasını bu araştırmacıların yürüttüğünü bildirdi.

Teknoloji açısından gerekli “Film Kaplama Cihazını” bu ekibin başarıyla geliştirdiğini aktaran Bayındır, “Bu cihaz, ABD’de de 300 bin dolara mal olmuştu. Bunu ABD’deki bir şirkete yaptırsaydık her problemde şirketle görüşmek zorundaydık. Ancak, bu konuda bir Türk şirketle çalıştık ve maliyetin çok az bir miktarına bu cihazı yaptık. Cihazın her türlü sistemini kontrol edebiliyoruz” diye konuştu.

Ne kadar yol aldılar?
Proje kapsamında pek çok çalışmayı tamamladıklarını ve Türkiye’nin ilk araştırma maksatlı “fiber tower” denilen 4 metre civarındaki bir kulenin yapım çalışmalarını tamamen yerli imkânlarla tamamladıklarını bildiren Bayındır, “Karbondioksit lazerlerimizle doku dağlama deneyleri yapıyoruz. Fiberlerin yapımı açısından çok az bir yolumuz kaldı. Şu an bir yandan da daha önce yurt dışında ürettiğimiz fiberlerle lazerle yakma işlemlerine de başladık” dedi.

Doç. Dr. Mehmet Bayındır, yakma işlemlerinin ardından fiber kulesinde çekme işlemlerine başlayacaklarını belirterek, bu işlemleri de başarıyla bitirmeleri halinde teknolojinin hastanelerde kullanılmaya başlanacağını söyledi.

]]>