Emzirirken doğru besleniyor musunuz?

Sevgili anneler ve anne adayları, sizlere bu yazımızda bebeğiniz açısından doğru beslenmek adına ve bebeğinizi de yeterşice doğru beslemek ve doyurmak adına bir kaç öneri paylaşıyoruz. Bebek emzirmenin, bebek gelişimi ve annenin sağlığı açısından olan önemini konuşmaya pek gerek duymuyoruz, çünkü biliyoruz ki, günümüzde anne sütünün bebeğin fiziksel ve zeka gelişimi konusunda ne denli faydalı olduğunu tüm anne ve anne adayları biliyor. Lakin biz emzirirken sizlerin doğru beslenip, beslenmediğini konu alıyor ve sizlerin bilinçli bir anne olmanızı istiyoruz.

Çok kısıtlayıcı olmayın

Annelerin çoğu hamilelikleri süresince besleyici bir beslenme düzenine sahip olma konusunda oldukça motivasyonludur. Hamileyken gerekli bir biçimde beslendiğinizi varsayarsak, emzirme döneminde bu motivasyonunuzu korursanız ve sağlıklı beslenme düzeninizi devam ettirdiğinizden emin olursanız bebeğiniz açısından gerekli ölçüde süt üretebilirsiniz.

Bebeğinizi emzirirken “iyi bir beslenme” biçimine sahip olmanız gerekse de, beslenmenizin emzirmenizi desteklemesi açısından mükemmel olması gerekmediğini de unutmayın. Beslenmeniz idealin altında da olsa emzirmeye devam edebilirsiniz. Yapılan araştırmalar, annenin beslenmesinin, sütün ölçü ve kalitesindeki etkisinin oldukça az olduğunu göstermektedir. Genellikle, anne gerçekten yetersiz ve kötü beslenmediği sürece ürettiği süt yeterlidir.

Beslenme biçimleri zayıf olan anneler yalnızca kendi enerji seviyelerini tüketirler ve kansızlık yaşayabilirler, lakin vücutları bu yapıda bile, annelerin enerji depolarından beslenerek, bebeklere ihtiyaçları olan sütü üretir. Yine de gerçek şu ki annelerin çoğu yiyecek eksikliğinden değil, aşırı ve yanlış beslenme yüzünden sorunlar yaşamaktadırlar.
Kaçınmanız gereken belli bir besin yok

Süt verme döneminde takip edilmesi gerekilen belli bir beslenme düzeni yoktur. Eğer genel beslenme biçiminiz gerekli kadar dengeliysa, emzirme döneminde herhangi bir değişiklik yapmanız gerekmez. Bu dönemde kaçınmanız gereken belli bir besin yoktur. Aynı biçimde vücudunuzun gerekli ölçüde besleyici anne sütünü üretmesi açısından mutlak suretle yemeniz gereken (süt gibi) belirli besinler de yoktur. Nadir istisnalar dışında, emziren anneler –çikolata, brokoli, pizza, soda da dahil- istedikleri hemen her şeyi aşırıya kaçmadan tüketebilirler.

Bazı beslenme ve emzirme uzmanları, emzirmenin bir faydasının da annenin tükettiği besinlerin sütün aromasına karışması olduğunu ifade etmektedirler. Bu biçimde bebek birçok farklı tatlara alışır ve büyüme döneminde daha az beslenme sorunu yaşar.

Ünlü bir araştırmanın ortaya koyduğu gibi çok yüksek ölçüde sarımsak yiyen bir annenin sütü sarımsak gibi kokmakta ve tadı da sarımsağa yakın olmaktadır. Bu sütü içen bebekler daha az sindirim sorunu yaşamış ve daha sonra aromasız süt yerine, bu sarımsaklı sütü tercih etmeye başlamışlardır.

Muhtemelen lahana, brokoli, fasulye gibi “gazlı” yemekler tüketmenin bebekte gaz yaptığı söylentisini duymuşsunuzdur. Gerçekte bu birçok kocakarı efsanesinden başka bir şey değildir. Çünkü bağırsaktaki bakteriler bağırsak dokusuyla etkileşime geçtiğinde gaz oluşur. Ve annenin gazı olduğunda, ne gaz ne de bağırsak dokusu anne sütüyle bebeğe geçebilir.

Bebeğin annenin beslenme düzenindeki belli bir besine karşı hassasiyeti olması oldukça olası olsa da, muhtemelen bebeğiniz o besin direkt kendisine verildiğinde tepki gösterecektir, emzirme döneminde değil. Sanıyoruz ki, emzirirken pizza, brokoli, lahana, fasulye, çikolata gibi yemekleri yiyemediğini söyleyen anneler, büyük ihtimalle bebeklerinin, o besinleri tükettikleri günkü normal davranışlarına, aşırı tepki veriyorlar.

Her emziren annede, ne derece önemsiz görünse de yaşadıkları her şeyi bebeklerine bağlamak gibi doğkırmızı bir eğilim görülmektedir. Her bebeğin gazlı ve huzursuz olduğu ya da kustuğu günler vardır. Bazı bebeklerin sindirim sistemleri daha hassastır ve onları neyle beslerseniz besleyin, bağırsak sorunu yaşayacaklardır. Emin olmanız gereken bir şey var ki, minik bir bebeğin hassas midesine ne girerse girsin, hiçbir şeyin sindirilmesi anne sütünden daha kolay olmaz. Bu konuda aşırı endişeli davranırsanız, beslenme düzeninizde haşlanmış tavuk ve pilavdan başka bir şey kalmaz!
Ender gıda hassasiyeti vakaları

Emziren annelerin bebeklerinde çok az adetda gıda hassasiyeti görülmektedir. Böyle bir şey hiç yoktur diyemesek de oldukça enderdir. Bebeklerin yalnızca % 3-7’sinde herhangi bir gıda hassasiyeti ya da alerjisinin olduğu tahmin edilmektedir. Gıda hassasiyeti belirtilerinin arasında yatıştırılamayan telaş, huzursuzlukla aniden uyanma, deri döküntüleri, hırıltı ve yeşil, balgamsı dışkı adetlabilmektedir. Ailedeki alerji (yiyecek ya da diğer) geçmişi de gıda hassasiyeti olasılığını arttırmaktadır.

Eğer bebeğinizin tükettiğiniz besinlerle ilgili bir sorun yaşadığını düşünüyorsanız, herhangi bir besinin alınmasından sonra sütünüze karışmasının 4-6 saat sürdüğünü bilmenizde fayda var. Bebeğinizi rahatsız ettiğini düşündüğünüz besinden en az 2-3 hafta uzak durmaya çalışın. Bebeğinizin düzelmesi biraz zaman alabilir. Elbette, bu süre içinde sindirimi geliştiği açısından o gıdaya karşı hassasiyetini de yitirebilir.
Genelde hassasiyete sebebiyet olan besinler

Hassasiyete ve alerjiye en sık sebebiyet olan besinlerden biri inek sütüdür. İşte bu yüzden bebeğinizin gıda hassasiyeti olduğunu düşünüyorsanız, süt tüketiminizi azaltmalı ya da sonlandırmalısınız. İnek sütündeki proteini beslenmenizden çıkarmak 10 gün ya da 2 hafta sürebileceğinden, sorunun inek sütü olup olmadığına karar vermek açısından en az 2 hafta beklemelisiniz.

İnek sütüyle ilgili sorun laktoz değil, bebeklerin hazmetmekte zorlandığı proteindir. İnsanoğlu laktoza duyarlı bir biçimde doğmaz lakin bazı insanlarda ender görülen bir sindirim sistemi rahatsızlığı görülebilmektedir. Laktoz intoleransına, laktozun daha kolay sindirilebilmesi açısından parçalanmasına sebebiyet olan laktase enziminin eksikliği yol açmaktadır. Memeliler bağırsaklarında bu enzimle doğarlar lakin yaşları büyüdükçe ve sütten kesildikçe bu enzim azalır. Bu yüzden laktoza karşı hassasiyet, sütten kesilme yaşı bu dönem olduğu açısından, 3 yaşından önce ortaya çıkmamaktadır.

İnek sütündeki proteinler öncelikle kaseinlerdir ve bu protein türünün sindirilmesi, insan sütünde daha belirgin olan peynir altı suyu proteinlerinkinden daha zordur. İnek sütündeki proteinler, emzirme vasıtasıyla bebeğinize geçebilir ve bebeğinizde sindirim sorunlarına yol açabilir. Hamileliğiniz esnasında çok ölçüde süt tükettiyseniz, bu proteinler daha bebeğiniz doğmadan onda hassasiyet yaratabilir. Eğer süt ve süt ürünlerini azaltmaya karar verdiyseniz, işlem görmüş sütün tam yağlı (kaymaklı) sütten daha az sorun yaratacağını bilmenizde fayda vardır.

Süt alımını kestikten sonra, yoğurt ya da peynir tüketiminize devam edebilirsiniz. Süt ve süt ürünleri çok iyi kalsiyum kaynakları olduğundan, bu ürünleri kesmeye karar verirseniz, brokoli, sert kabuklu yemişler, ıspanak ve konserve somonun da kalsiyum alımı açısından faydalı olduğunu bilmeniz oldukça önemlidir. Bu noktada kalsiyum takviyesi almak da iyi bir seçenek olabilir. Emzirseniz de emzirmeseniz de 18-50 yaş arasında her gün 1000mg kalsiyum almanız gerektiğini unutmayın.

Emziren annelerde kemik kütlesi kaybı görülürken, bebeğiniz bir yaşına gelene kadar bu kaybı geri alamazsınız. Ancak araştırmalar, hayatlarında hiç emzirmemiş kadınların, emziren kadınlara göre daha fazla kemik kırılması riski altında olduğunu göstermektedir ve emzirmeye ne derece erken başlanırsa risk o kadar azalmaktadır. Emzirmek sizi osteopozdan (aşırı kemik gözenekliliğinden) korur.

Eğer anemi (kansız) iseniz, sütünüzün bebeğiniz açısından gerekli demire sahip olmadığından endişelenmeyin. Anne sütünde bebek mamalarından daha az demir vardır, lakin demir bebeğinizin vücudunda etkin bir biçimde kullanılır. Bu yüzden sizin kanınızdaki demir seviyesi düşük olsa bile, bebeğinizin anemi olma ihtimali oldukça azdır. Kendinizi daha enerjik hissetmek açısından demir takviyesi alabilirsiniz, lakin bunlar sütünüzdeki demir seviyesini etkilemeyecektir.

Şunu aklınızdan çıkarmayın ki, anne sütü bebeklerin gelişimi açısından en önemli besindir. Hiçbir ek besin anne sütünün yerini tutamaz.

]]>