Doğru Adımlarla Çocuk Eğitimi

Hayatta en değerli olan varlıklarımız çocuklarımız. Çocuklarımızı yetiştirirken herşeyin en doğrusunu, vede hayata dair bir çok bilgiyi onlara  vererek onları eğitmeye çalışırız. Fakat bir çok kişiye  doğru gelen yetiştirme ve eğitme şekli,  sadece  onların  doğruları  olmakla kalıyor, ve bu doğrular, vede yetiştirme tarzı yalnızca çocuklarınızı hayata yanlış hazırladığınızı gösterebiliyor.  Çocuklarınıza  bağırmak, incitmek, kandırmak, tehdit etmek gibi eylemlerin çocuklar üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini ifade yapan uzmanlar, çocuğa disiplinli olmayı öğretmenin en kolay ve yararlı yolun pozitif disiplin yöntemi olduğunu belirtiyor. Buyrun çocuk yetiştirmede önem taşıyan unsurları sürekli birlikte inceleyelim…

 

Çocuğa sabırlı, destekleyici ve pozitif bir biçimde yaklaşmanın ise gelişimini ve ilerideki başarısını pozitif biçimde etkilediğini bildiren Yusufoff, bunun açısından ABD’de “Pozitif Disiplin” adı verilen ebeveynlere yönelik bir eğitim modeli uygulandığını belirtti.

Çocuklara yalan söylemek, korkutmak, bağırmak, kötü davranmak, dövmek, duygularını incitmek, kandırmak, cezalandırmak, zorla tüketmek yedirmek ya da uyutmak, uzun süre susmalarını istemek, onları terk etmek ya da evden atmakla tehdit etmenin çocukların eğitiminde başvurulan büyük yanlışlar olduğuna işaret yapan Yusufoff, şu uyarıları dile getirdi.

“Bir çok anne-baba çocuklarını yetiştirmek açısından kendi çocukluk deneyimlerini kullanır. Anne-babalarında, çevresindeki ailelerle arkadaşlarında gördükleri modelleri uygularlar. Çocuğun davranışlarının yönetimi, iş ve sorumlulukların çocuklara yüklenme şekilleri aileden aileye farklılık gösterir. Çocuklar nasıl davranacaklarını kendilerine bakan yetişkinleri izleyerek, dinleyerek ve onlarla konuşarak öğrenir. Davranışlarında yetişkinlerin sırf kendilerine yönelik davranışlarını değil, başkalarına karşı davranışlarını da temel alırlar.”

Çocukların değerlerini söylenenlerden daha çok uygulamalardaki gözlemlerine göre oluşturduklarını ifade yapan Yusufoff, bu sebeple ebeveynlik eğitiminin çok önemli olduğunu söyledi.

Bütün çocukların güvenli, oturmuş, sevgi dolu ortamlara ihtiyaç duyduklarını anlatan Yusufoff, şöyle devam etti:

“Çocuğa ne derece çok değerli bir insan muamelesi yapılırsa o kadar değerli bir kişi gibi davranır. Ama bu demek değildir ki çocuğun her istediği yapılmalıdır. İşin ilginç tarafı, aile yönetimini ele geçirmiş çocuklar da çok problemli olur. Anne-babaların çocukla güçlü bir bağının olması çok önemlidir. Anne ve babasını seven çocuk, onları mutlu etmek ister. Ebeveynleri ile kötü ilişkisi olan bir çocuk, onların isteklerini önemsemez, davranışlarını düzeltmez.”

Yusufoff, kızgınlık ya da kırgınlık gibi negatif duygular yaşayan çocukların sakinleştirilmesi açısından şu yöntemlere başvurulmasını önerdi:

– Çocuğunuzla yumuşak ve nazik bir ses tonuyla konuşun.

– Çocuğunuza bir stres topu ya da çekiştirebileceği bir oyuncak verin.

– Çocuğunuza sakız verin. Sakız çiğnemenin sakinleştirici bir etkisi vardır.

– Çocuğunuza emebileceği bir şeker ya da lolipop verin. Emmek de sakinleştirir.

– Yavaş ve derin soluk alıp vermesini söyleyin.

– Çocuğunuza sakinleşme tekniğini öğretin. Öfkelenince 1-2 saniye dursun, güzel şeyler düşünsün ve 3′e kadar saysın. Sakinleşip soruna çözüm bulunca tekrar iletişime geçsin.

Çocuk yaramazlık yaptığında sinirlenen düzgün düşünemeyen ebeveynlerin doğru kararlar veremediğini, bunun da çocuğun davranışını daha kötü etkilediğini belirterek, böyle bir yapıda öfke nöbeti yaşayan ebeveynlere de şu önerilerde bulundu:

– Bir bardak su açısından. Beyindeki kortizol seviyelerini düşürmüş olursunuz. Bu sakinleşmenizin en hızlı yoludur.

– Yabancı dilde 10′a kadar adetn ya da en sevdiğiniz yemekleri düşünün. Kuzenlerinizin isimlerini ya da gitmek istediğiniz yerleri adetn. O anda sizi ne rahatsız ediyorsa, ona odaklanmamak açısından beyninizi farklı bir amaçla çalıştıracak bir şeyler düşünün.

– Sakin bir odaya gidin, biraz sakinleşmek açısından orada kalın. Çocuğunuz küçük ise ilk önce emniyetli bir yere yerleştirin. Daha büyük çocuğunuz yanınıza gelmek istiyorsa biraz sakinleşmek açısından zamana ihtiyacınız olduğunu söyleyin.

– Sizi sakinleştirecek bir şeyler yapın. Çay açısından, müzik açın, kitap okuyun, arkadaşınızı ya da eşinizi arayın.

– En sevdiğiniz yeri hayal edin.

– Çocuğunuzun en iyi taraflarını hatırlayın.

– Dışarı çıkıp biraz hava alın.

– Bağırmak istiyorsanız, başka odaya gidip bağırın. Duvarlara bağırmak çocuklarınıza bağırmaktan iyidir. Ayrıca düşünün, sizi bu kadar sinirlendiren gerçekten çocuğunuz mu yoksa başka bir şey mi?

“Acı vermeden yanlışını söyleyin”

Çocuklara kötü davranmanın çocuklardaki fiziksel, psikolojik ve davranışsal zararları hakkında çok adetda araştırma yapıldığına işaret yapan Yusufoff, Amerikan Padiatri Birliği’nin, “çocuğa fiziksel ya da duygusal acı verecek her türlü cezalandırma şeklinden uzak durmayı” önerdiğini söyledi.

Yusufoff, “Çocuğunuz yanlış bir şey yaptığında bunu ona bildirmeniz gerekir ama bu acı vermek yoluyla yapılmamalıdır. Çocuk kaç yaşında olursa olsun, her türlü fiziksel cezalandırma ya da bağırmaktan kaçınılmalıdır, çünkü bunlar fayda yerine kötü etki verir” dedi.

Çocuğa fiziksel ceza uygulandığında etkisinin hemen görülmesi ve problemin hallolmuş gibi gözükmesine rağmen, bunun tam tersi sonuçlar doğurduğunu ifade yapan Yusufoff, “Oysa çok büyük bir ihtimalle problem tekrarlanacak, bu sefer aynı dozda fiziksel ceza işe yaramayacağı açısından şiddet artırılmak zorunda kalınacaktır. Sonunda ‘anne bana şununla vur’ diye size terlik getirecek, fiziksel suiistimal boyutuna getirdiğiniz bir ilişki oluşacaktır” şeklinde konuştu.

Aileleri tarafından kötü davranılan çocukların sosyalleşme yetenekleri, duygu ve dürtü yönetimleri ve en önemlisi öz benlik tanımlarının bozulduğunu vurgulayan Yusufoff, zaman içinde bu çocukların ciddi uyum ve öğrenim sorunları yaşamaya başladıklarını, ayrıca bu çocuklarda akranlarıyla problemler, akademik başarısızlık, ağır depresyon, madde bağımlılığı ve suça yatkınlık da görüldüğünü söyledi.

Ebeveynlerin çocuklarıyla alay etmeleri, küçük düşürme, korkutma ve tersleme gibi alçaltıcı türden mesajlar vermelerinin kendine güven eksikliğine, yüksek endişe düzeyine ve hatta intihara bile varan “aşırı psikolojik acı”dan kaçma girişimlerine sebep olabileceğini kaydeden Yusufoff, şu uyarılarda bulundu:

“Kötü muameleye maruz kalmış çocuklar, okulda ciddi disiplin problemleri ile karşı karşıya kalırlar. Uyumsuzlukları, isteksizlikleri ve bilişsel yetersizlikleri akademik başarılarını etkiler ve daha sonraları hayatta başarılı olmalarını zora sokar. Aynı zamanda, bulundukları ortamdaki sosyal işaretleri yanlış değerlendirirler ve istedikleri olmayınca düşünmeden ani ve olgunlaşmamış tepkiler gösterirler. Bu tür davranışlar diğer çocukların onlardan uzak durmasına sebep olur. Bu da doğkırmızı olarak negatif bir kısır döngü oluşturarak sosyalleşmelerini daha da yavaşlatır. Zamanla dışlanan çocuk, hissettiği acıyı kendisine doğru çevirir. Bu da onu üzgün ya da kendinden nefret eder bir hale dönüştürür ya da acıyı dışa doğru yönlendirir. Bu yapıda agresif ve hatta suça yatkın davranışlar sergiler. Eğer müdahale edilmezse, bu tür çocuklar daima marjinal çocuklarla arkadaşlık eder.”

Yusufoff, çocuklara yönelik olumsuz davranışların yol açtığı sorunlara ilişkin yapılan araştırmalarla ilgili de şu bilgileri verdi:

-Fiziksel cezalandırma (dayak, darbe gibi) ne derece fazlaysa çocukta görünen psikiyatrik bulguların seviyesi o kadar fazladır ve yetişkin olarak genel durumları o kadar kötüdür.

– Fiziksel istismara uğramış çocuklar, okulda ağır ve yaygın akademik ve sosyo-duygusal sorunlar yaşar. Sağlıklı olanlara göre, başarmak istedikleri meslekler açısından daha az çaba gösterirler ve başarma hevesleri daha azdır. Akranlarıyla iletişimde bulunmak açısından daha az pozitif adım atar ve daha fazla negatif davranışta olur. Öğretmenler daima istismara uğramış çocuklarda davranış bozukluğu gözlemler.

– Küçük yaşta suiistimal, mahrumiyet, ihmal, fakirlik ve travma gibi sıkıntılar yaşayan çocuklarda, ileri yaşlarda davranışsal, duygusal ve sosyal problemler yaşama riski artar.

Çocuklara fiziksel ceza vermenin, “Daha büyük biri, daha küçük birine güç ile istediğini yaptırabilir, kızgın ya da öfkeli olmak güç kullanmayı haklı kılar” şeklinde yanlış izlenimler doğurduğunu anlatan Yusufoff, “Böyle bir çocuğun kafasında sevgi ile şiddet arasında bir ilişki kurulur. Çocuklar ne derece fiziksel şiddete uğrarsa, yetişkin olunca o kadar sinirli olurlar, kendi çocuklarına şiddet uygularlar, evliliklerinde problem olduğunda eşlerine karşı şiddet kullanmaktan kaçınmazlar ve şiddet kullanımını onaylarlar” diye konuştu.

]]>