Bebek’lerde kalp hastalıkları ve Kalp hastalığı ile dünyaya gelen Bebekler

Yaklaşık her yıl 12 bin doğumsal kalp hastası bebek dünyaya geliyor. Günümüzde girişimsel kardiyolojik yöntemler ve ameliyatlarla artık en ağır doğumsal kalp hastalıkları bile başarıyla tedavi edilebiliyor. Doğumsal kalp hastalığının oluşumunda  radyasyon, akraba evliliği,  hamileliğin erken dönemlerinde geçirilen bazı enfeksiyonlar, kromozom anomalileri, annenin  şeker  hastası olması ve hamilelik sırasında alkol tüketimi gibi faktörlerin, bebeklerin üzerinde kalp hastası omasında  daha etkili olduğu belirtiliyor. Sizlere bu yazımızda kalp hastası olarak dünyaya gözünü açan bebeklerimiz açısından önem taşıyan makaleler sunuyoruz…

 

Mavi bebeklere anne karnında teşhis!
Doğumsal kalp hastalıklarının tanısı günümüzde detaylı ultrason incelemesi ve hamilelik ekokardiyografisi ile konulabiliyor. Böylece bebeğin kalbine doğar doğmaz müdahale etme şansı doğuyor. Hamilelikte tespit edilemeyen durumlarda ise doğumun ardından yapılan fizik muayene, basit radyolojik tetkikler ve kalpteki en ufak bir defekti bile ortaya koyabilen ekokardiyografi ile tanı konabiliyor.
Cilt sebebiyet mavi oluyor?
Yaşamımızın devam açısından ihtiyaç duyduğumuz oksijen, akciğer tarafından solunum yoluyla atmosferden alınarak kana veriliyor ve kan yoluyla da tüm organ ile dokularımıza taşınıyor. Ancak bazı doğumsal kalp hastalıklarında, vücuda pompalanan kanın içerdiği oksijen miktarı normal düzeyin altında seyrediyor. İşte bunun sonucunda da kirli kan temiz kanın içine karışarak vücuda yayılınca, derinin dergi pembelikten uzaklaşarak mavimsi veya mora dönüşüyor.
Bu belirtilere dikkat!
Mavi bebek sendromu dikkatli bir inceleme kolaylıkla anlaşılabiliyor. ‘Siyanoz’ adı verilen morarmanın vücuttaki yaygınlığı ve şiddeti ise bebeğin cilt rengine ve altta yatan doğumsal kalp hastalığının ciddiyetine göre değişiyor.
• Mavimsi görünüm daima; dudak çevresi, ağız içi, parmak uçları, tırnak dipleri ve yüz gibi cildin ince olduğu yerlerde ortaya çıkıyor.
• Bazı bebeklerin cildi doğar doğmaz mavimsi bir görünümde oluyor. Bu renk, bebek ister dinlenme sürecinde olsun, isterse efor sarf etsin sürekli aynı kalıyor.
• Bazılarında ise cildin rengi pembemsi iken; emzirme, ağlama ya da emekleme gibi efor sarf edilmesi gereken durumlarda maviye dönüşüyor veya mavimsi olan cilt bu tür olaylarda daha da belirginleşebiliyor.
• Bebek emzirme işlemi veya emekleme sırasında çabuk yorulabiliyor.
• İştah sorunu yaşıyor ve iyi beslenemediği açısından kilo alamıyor.
• Bilinç kaybının da olabildiği, morarma ile seyreden bayılma atakları yaşayabiliyor.
Erken tanı yaşam kurtarıyor!
Bazı bebeklerin kalplerindeki delik büyük olmadığı açısından ender de olsa belirti vermeyebiliyor. Aileler de bebeklerinde herhangi bir sorun görmediklerinden dolayı doktora başvurmadıkları açısından ideal ameliyat zamanı geçmiş oluyor. Bunun sonucunda bebeğin yaşam kalitesi ciddi boyutlarda bozulabildiği gibi hayatı da riske giriyor. Bu sebeple her anne adayının hamilelik döneminde detaylı ultrasonografisinin ve ekokardiyografisinin yaptırılması, bebek doğduktan sonra ekokardiyografisinin çekilmesi, doğumsal kalp hastalığına erken tanı konulmasında “kilit” rol oynuyor. Anne karnında tanı konulduğunda bebeğin kalbine doğar doğmaz müdahale edilebiliyor. Bu sayede bebek yaşıtları gibi sağlıklı bir yaşam sürebiliyor.
Doğar doğmaz ameliyat gerekebiliyor!
Doğumsal kalp hastalıklarının bazılarında bebeğin 1 yaşına gelmesi beklenirken, bazılarında ise doğumun hemen ardından, zaman kaybetmeden kalbe müdahale etmek gerekiyor.
• Ağır seyretmeyen sendromlarda: Ekokardiyografinin ardından anjiyo yapılarak hem hastalığa tanı konuyor, hem de kateterizasyon ile bebeğin kalbine müdahale edilebiliyor. Bebekler; anjiyo ile bazı damarların açılması veya kapatılması ve ilaç tedavisi gibi yöntemlerle takip altına alınıyor. Açık kalp ameliyatı sonrası iyileşme dönemini kolay atlatabilmesi açısından 1 yaşına girmesi bekleniyor. Zamanı geldiğinde yapılan ameliyatla kalpteki sorunlar tümüyle ortadan kaldırılabiliyor.
• Ağır seyreden sendromlarda: Bebek anjiyodan sonra hemen aleni kalp ameliyatına alınıyor. Bazı gruplarda ise zaman kaybını önlemek açısından anjiyo bile yapılmadan kalpteki sorunun giderilmesi gerekebiliyor.
HANGİ DOĞUMSAL KALP HASTALIKLARINDA GÖRÜLÜYOR?
• Fallot Tetralojisi
• Büyük Arter Transpozisyonu
• Hipoplastik Sol Kalp Sendromu
• Hipoplastik Sağ Kalp Sendromu
1. Fallot Tetralojisi: Mavi Bebek Sendromu’nun en büyük grubu olan ve kalpte oluşan delik ile akciğere giden damarda darlık sonucu gelişen bu hastalıkta akciğere gerekli kan gitmiyor ve sağ odacıkta yer alan kirli kanın bir kısmı sol tarafa atılıyor. Bunun sonucunda vücuda yayılan kirli kan, bebeğin cildinin morarmasına yol açıyor. Akciğere giden damardaki darlık az ise akciğere yeterince kan gittiği açısından hemen ameliyat gerekmiyor. Hatta, tam aksine bebeğin fiziksel olarak güçlenerek iyileşme dönemini daha kolay atlatması açısından aleni kalp ameliyatının 1 yaşına kadar ertelenmesinde fayda görülüyor. Ameliyatla kalptaki delik yama ile kapatılıyor ve akciğere giden damardaki darlıklar ortadan kaldırılıyor. Bebeklerin yüzde 90”ı, operasyondan sonra 10 yıl boyunca hiçbir kısıtlama yaşamadan hayatlarına sağlıklı bir biçimde devam edebiliyor. Diğer grupta yer alan çocuklara 10 yıldan sonra kalp kapağı takmak gerekebiliyor.

2. Büyük Arter Transpozisyonu : Bazı bebeklerde kalpten çıkan damarlar ters olabiliyor. Bu hastalıkta bebeğe hemen müdahale etmek gerekiyor. En ideal ameliyat zamanı ise doğumdan sonraki 7-15 gün arasıdır. Hastalık anne karnında detaylı ultrason takibi ile fark edilebiliyor ve bebek doğar doğmaz yapılacak olan ekokardiyografi ile tanı konabiliyor. Bebek 1-2 günlükken ilaç tedavisiyle damarın aleni kalması sağlanıyor veya anjiyo ile kalbin içine delik açılıyor. Böylece ameliyat gününe derece zaman kazanılıyor.

3. Hipoplastik Sol Kalp Sendromu: Kalbin sol tarafı akciğerden aldığı kanı tüm vücuda göndermek gibi çok önemli bir işlev üstleniyor. Bu hastalıkta ise tüm vücuda kan pompalayan, bu sebeple kalbin en güçlü yeri olan sol tarafı gelişmemiş oluyor. Ardı ardına yapılan üç büyük ameliyat ile kalbin sol bölgesinin görevi aleni kalp ameliyatıyla sağ tarafa aktarılıyor. Sağ tarafın yapması gereken iş de akciğerin kendisine bırakılıyor. Ancak çok komplike olan bu ameliyatları sonrası ölüm oranı yüzde 40 gibi yüksek bir rakamda seyrettiği gibi, operasyon başarılı geçse bile ergenlik döneminde kalp yetmezliği geliştiği açısından kalp nakli gerekebiliyor. Üstelik bu süreçte hasta tam sağlıklı bir yaşam süremiyor ve pek çok aktiviteden mahrum kalıyor. Bu hastalığın tanısı bebek henüz anne karnındayken konulabiliyor ve daima hamileliğin sonlandırılmasına karar veriliyor.

4. Hipoplastik Sağ Kalp Sendromu: Bu hastalıkta kalbin içindeki kapakçıklar kapalı olduğu açısından kirli ve temiz kan birbirine karışıyor. Bazen de kan akciğere yeterince gidemiyor. Operasyon ile akciğere ihtiyacı olan kanı ulaştırmak açısından tüm vücuttan gelen toplardamarlar direkt akciğere bağlanıyor. Bu hastalarda da ilerde kalp nakli ihtiyacı olabiliyor.

]]>